30 Kasım 2018 Cuma

The Wind That Shakes The Barley - Özgürlük Rüzgarı

         
            Bu yazı 2006 yılında yayınlanan yönetmen  Ken Loach'unThe Wind That Shakes The Barley - Özgürlük Rüzgarı  filminin incelemesidir. Film İrlanda’nın bağımsızlık savaşı sırasında mücadele eden iki kardeşin hikayesini anlatıyor. Eğer filmi izlemediyseniz  film hakkında oldukça fazla "heves kaçırıcı bilgi - spoiler" içerdiği için önce filmi izlemek isteyebilirsiniz. Bu inceleme hem üç perdeli sekiz sekans yaklaşımına göre hem de Christopher Vogler'ın on iki aşamalı Kahramanın Yolculuğu - The Hero's Journey yaklaşımına göre incelenmiştir. Senaryosu  Paul Laverty'e ait olan bu film 2006 yılında Cannes'da Altın Palmiye'nin sahibi olmuştur. Yönetmen Ken Loch 2016 senesinde I, Daniel Black filmi ile on yıl aradan sonra ikinci kez Altın Palmiye'yi kazanmıştır.

23 Kasım 2018 Cuma

Örgütsel Adalet


          Bu yazı Dr. Öğr. Üyesi Başak BEYDOĞAN TANGÖR danışmanlığında Barış Durukan tarafından“Kamu Çalışanlarının Örgütsel Adalet Algıları: Todaie Örneği” adlı TODAİE Kamu Yönetimi YÜKSEK LİSANS programı dönem projesinin kısaltılmış halidir. 
             
            TODAİE 1952 yılından bu yana kamuya nitelikli işgücü yetiştirme amacıyla ve kamu yönetimi ile ilgili araştırmalar yapmak için kurulmuştur (Tural, 2014: 51-52). Kurulduğu günden bu yana beş binden fazla kamu görevlisi lisansüstü programlarından mezun olmuştur (Todaie, 2017:7). Kurumun özelliği sadece kamu görevlilerine lisansüstü öğrenim veren bir enstitü olmasıdır. Burada eğitim gören kamu görevlilerinin en az dört yıl kamuda çalışma şartını yerine getirmesi gerekmektedir. 2 Temmuz 2018 tarihinde 703 sayılı KHK ile kapatılmıştır.

            Adalet sözcüğü Arapça denge, denklik anlamına gelen “adl” kökünden türetilmiştir (Nişanyan, 2017). Sözcüğün sözlük anlamı; yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk gibi anlamlara gelmektedir (Türk Dil Kurumu, 2006). Toplumbiliminde kullanılan anlamı ise “Belli bir toplumda, belli bir tarihsel dönemde bir toplumsal olgunun adil sayılması yoluyla korunması tutumu” anlamına gelmektedir (Ozankaya, 1975: 1).


9 Kasım 2018 Cuma

İnşaat Sektöründe Yaşanan Uyuşmazlıkların Çözümü

Bu yazı Moustafa Kassab; Keith Hipel; ve Tarek Hegazy'in Conflict Resolution in Construction Disputes Using the Graph Model adlı makalesinden özetlenerek çevrilmiştir.



            Karar verme ve bu kararları müzakere etme hayatın aile ilişkilerinden uluslar arası diplomasiye kadar hayatın her alanında karşımıza çıkmaktadır. Anlaşmazlıklar hayatın her alanında olduğu gibi inşaat sektöründe de sıkça karşılaşılmaktadır. American Arbitration Association (Amerikan Tahkim Birliği) verilerine göre her yıl anlaşmazlık yüzünden başvuruların sayısı artmaktadır. Her anlaşmazlık inşaat maliyet ve sürelerinde artışa sebep olmakta ve bunların önüne geçmek için yeni karar alma süreçlerine ihtiyaç durulmaktadır.
            Bu çalışmada inşaat projelerinde karşılaşılan uyuşmazlıkların çözümü için bilgisayar destekli bir model önerilmiştir. GMCR (graph model for conflict resolution) ile bir grafik model oluşturulmakta ve daha sonra GMCR II ile karar alma süreçlerine bilgisayar desteği sağlanmaktadır. Böylece çatışma konuları önceden öngörülüp çatışma oluşmadan önlenmesi hedeflenmektedir.

2 Kasım 2018 Cuma

Tohum Patentleri ile Mülksüzleştirme


           Bu yazı Özgür ÖZTÜRK ve Elife KART tarafından yazılmış "Tarımda Neoliberal Mülksüzleştirme: Tohum Patentleri" adlı Sosyoloji Araştırmaları Dergisi 20. sayısında Nisan 2017 tarihinde yayınlanan makalenin özetidir.

            Makale günümüz tarımında uygulanan tohum politikasının köylüleri nasıl topraksızlaştıracak politikalara dönüştüğünü anlatmaktadır. Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte küresel tarım ve kimya şirketleri geleneksel tohumlara göre daha verimli ve dayanıklı tohumlar üretmeyi başarmışlardır. Ancak bu tohumlar üzerindeki hakları sadece bir mal satışı şeklinde olmamakta genetiğini de bir meta haline getirmektedir. Bu durumda sattıkları tohumların patentli genetik haklarının ellerinde olduğunu iddia ederek çiftçilerin yüzyıllardır yapmakta olduğu tohum üretimini engellemektedirler. Bu durum çiftçilere ağır bir yük getirerek onları topraksızlaştıran bir politika aracı haline gelmiştir. Bu durumun oluşmasında biyolojik-genetik gelişmeler sonucunda üretilen hibrit tohumların bir meta haline gelmesi ve bunların hukuki olarak hak iddia edebilmesini sağlayan patent, fikri mülkiyet yasaları vardır.