araştırma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
araştırma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2022 Pazar

Örgütsel Adalet Algısı

 

Adalet algısı ile ilgili araştırmalar sıklıkla Adams’ın (1965) eşitlik teorisine dayandırılmaktadır. Adams’a göre birey, referans olan diğeri ile yaptığı karşılaştırmada“girdi” ve “cıktı” oranlarında adaletsizlik algılarsa kızgınlık veya suçluluk gibi olumsuz duygular hisseder. Burada “girdi” olarak ifade edilenler yaş, kıdem, eğitim, çaba, sosyal statü, yetenek gibi bireysel nitelik ve özelliklerdir. Adams, “cıktı” ile ise ödüllendirme, para, artan statü, otorite veya eğlenceli görevleri ifade etmektedir. Bir başka deyişle kendi katkısı ve kazanımlarının oranı ile diğerlerinin katkısı ve kazanımlarının oranında bir eşitsizlik algıladığında birey örgütte adaletsizlik algılamaktadır ve bu eşitsizliği gidermek adına birey bazı davranışlarda bulunmaya yönelir (Adams, 1965). Örgütsel adalet, bireyin örgütündeki uygulamalarla ilgili olarak adalet algılamasıdır (Greenberg, 1996). Aynı şekilde, kazançların dağıtılması ve dağıtım kararlarının alınmasında kullanılan prosedurlerile bireyler arası etkileşimle ilgili geliştirilen kurallar ve sosyal normlar olarak ifade edilebilir (Folger ve Cropanzano, 1998; Greenberg, 1990). Örgütsel adalet adil ve ahlaki uygulama ve işlemlerin örgüt içerisinde egemen kılınmasını ve teşvik edilmesini içermektedir (İşcan ve Naktiyok, 2004). Örgütsel adalet, özellikle yönetim alanında çok önem kazanmaktadır. Çünkü örgütsel adalet, örgütlerin ve örgütlerde çalışan kişilerin kişisel doyumlarının sağlanması için temel bir gereksinimdir (Lambert, 2003).Örgüt içerisinde çalışanlar kuralların herkese eşit uygulanmasını, eşit işe eşit ücret ödenmesini ve izin ile sosyal imkânlardan eşit olarak yararlanmayı beklerler. Ancak, çalışanların adalet algılamalarının odağında sadece cıktılar ve bu çıktıların karşılaştırılması bulunmamakta, aynı zamanda örgütteki kurallar, bu kuralların uygulanış bicimi ve bireyler arasındaki etkileşim de yer almaktadır (Barling ve Phillips, 1993). Örgütsel adalet, ekonomik değerlerin paylaşımında adil olmanın yanı sıra, yönetimin izlediği politikaların da adil olmasını ifade eder ve bireyler arasında herhangi bir ayrım gözetmeden ilişkilerin geliştirilmesine, çalışanların kişiliğine ve kültürel değerlerine saygılı davranmayı öngörmektedir (Cremer,2005). Araştırmacılar arasında örgütsel adaletin kaç boyutta inceleneceği konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Örgütsel adaletin genel olarak dağıtım adaleti ve işlemsel adalet olmak üzere iki önemli boyutta incelendiği görülmektedir (Mc Farlin ve Sweeney, 1992; Love ve Vodanovic, 1995; LemonsveJones, 2001; Rifai, 2005). Diğer yazarlar ise örgütsel adaleti dağıtımsal adalet, prosedürel (işlem) adalet ve etkileşimsel adalet olmak üzere üç boyutta incelemektedir (Oğut vd., 2009; Foley, Kidder ve Powell, 2002; Folger, 1987; Greenberg, 1990). Dağıtım adaleti, örgüte katkıları aynı olan çalışanlara benzer davranılmasını açıklamakta ve kazanımların dağıtımındaki adalet algısını içermektedir (Foley, Kidder ve Powell, 2002). Prosedür adaleti, örgütsel kaynakların dağıtımına ilişkin prosedürlerin adil algılanıp algılanmadığını (Folger, 1987) ve örgütsel vatandaşlık gibi çalışanların örgüte yönelik tutum ve davranışlarını açıklamaktadır (Greenberg, 2000). Çalışanların karşılıklı ilişkilerde ortaya çıkan tutum ve davranışlara olan ilgisi ise etkileşim adaleti olarak tanımlanmaktadır (Bies, 2001).

5 Aralık 2021 Pazar

Spor ve Stres

 

Kapitalizmin yaygınlaşmasıyla beraber sermaye artırma, maliyet azaltma, kar, verim, rekabet gibi kavramlar iş hayatına girmiştir. Bu kavramlar git gide daha çok belirleyici ve yönlendirici olmaya başlamış ve çalışma hayatını önemli ölçüde değiştirmiştir. Ayırt edici özelliği sürekli sermaye birikimi olan kapitalizmin(Wallerstein (2006: 12)) bunu gerçekleştirebilmek için izlediği yol düşük maliyetli üretim ve yüksek kârlı satış olmuştur(Gençoğlu,2012; 102). Her ne kadar kapitalist sistem özel mülkiyet ve özel girişimler üzerinden açıklansa da, devlet kurumları da aklımıza gelebilecek her şeyi metalaştırmaya dayalı bu kapitalist ruhtan etkilenmiş ve verimli çalışma yöntemleriyle rekabet ortamına ayak uydurmaya çalışmaya başlamıştır. Amacı halkının refahı olan devletin kar amaçlı bir yapıya bürünmesinin kendi içindeki çelişkisini araştırma konumuz olmadığı için bir tarafa bırakarak çalışma şartlarına geri dönersek; yıllardır yerleşmiş olan hantal ve statik bürokratik devlet anlayışını “daha çağdaş” kapitalist sistem kurallarına adapte etmenin, daha hzılı ve esnek özel sektörü adapte etmekten daha zor olduğu söylenebilir. Dolayısıyla özel sektördeki kapitalizm sebepli, iş yoğunluğu, yükselme kaygısı, daha çok güç ve para kazanma baskısı gibi stres kaynaklarına, devlet kurumlarında bir de mevcut üst düzey bürokratların uyguladığı bilinçsiz kamu yönetimi reformu denemelerinin yarattığı belirsizlik ve başarısızlıkların stresi eklenmiştir.


7 Kasım 2021 Pazar

Araştırmada Nicel Veri Analizi Örneği

AMAÇ

 

Araştırmanın amacı iş doyumunun benlik saygısı, depresyon düzeyi ve

denetim odağı değişkenleri ile ne kadar ve nasıl açıklanabileceğini görmek ve iş

doyumu düzeyine bağlı olarak düşük, orta ve yüksek iş doyumuna sahip çalışanların

depresyon, benlik saygısı ve denetim odağı puanlarının anlamlı farklılıklar gösterip

göstermediği; ayrıca yaş, cinsiyet, medeni durum, mevcut işte çalışma süresi, eğitim,

meslekle eğitimi arasında ilişki olup olmaması, doğum sırası (ailenin kaçıncı çocuğu

olduğu), kardeş sayısı (kendisi ile beraber ailede kaç kardeş olduğu) değişkenlerine

göre farklılık gösteren katılımcıların iş tatminleri hakkında fikir edinmektir.

Araştırma Soruları

1. İş doyumu düzeyine bağlı olarak depresyon düzeyi değişmektemidir?

2. İş doyumu düzeyine bağlı olarak benlik saygısı düzeyi değişmekte midir?

3. İş doyumu düzeyine bağlı olarak denetim odağı algısı değişmekte midir?

4. Yaşa bağlı olarak is doyumu düzeyi değişmekte midir?

5. İş doyumu açısından cinsiyet farkı var mıdır?

6. Evli ve bekar olmaya bağlı olarak iş doyumu düzeyi değişmekte midir?

7. Mevcut işte çalışma süresine göre bağlı olarak işdoyumu değişmekte midir?

8. Eğitim düzeyine bağlı olarak iş doyumu düzeyi farklılaşmakta mıdır?

9. Eğitimleriyle uyumlu işler yapanlarla eğitimleriyle uyumsuz işler yapanlar arasında iş doyumu açısından fark var mıdır?

10. Doğum sırasına bağlı olarak iş doyumu düzeyi farklılaşmakta mıdır?

11. Kardeş sayısına bağlı olarak iş doyumu düzeyi farklılaşmakta mıdır?

12. Depresyon düzeyi, benlik saygısı düzeyi ve denetim odağı algısı iş doyumunu yordar mı?

ÖRNEKLEM

- Katılımcılar meslek ayrımı yapılmadan rastgele seçilmiş, tam zamanlı işlerde çalışmaktadır.

- Ankara’da yaşayan 870 çalışan

- Seçim sırasında belirli bir meslek grubuna ağırlık verilmemesi konusunda özen gösterilmiş?, olabildiğince çok işyerinden? ve farklı meslek gruplarında çalışan kişiler örnekleme dahil edilmiştir.

-Yaş aralığı 18-62

- 493 erkek(%57), 377 kadın(%43)

- 547 evli(%63), 323 bekar(%37)

- Aldıkları eğitimle ilgili işlerde çalışanların sayısı 569(%65), ilgisiz işlerde çalışanların sayısı 301’dir.(KISTAS NE?)

- Çalışma süreleri 1 yıldan az ile 39 yıl arasında değişmektedir.

- Eğitim ilkokul ile doktora aralığında değişmektedir.

- Doğum sırasına göre dağılımları 1-10 arasında değişmektedir.

- Toplam kardeş sayısına göre dağılımları 1-12 arasındadır.

4-  Veri toplama yöntemi olarak anket yöntemi kullanılmıştır.

Kullanılan ölçekler:

- 1 sayfa kişisel bilgi formu

(FORMU EKLE!!)

A-     Kuzgun, Sevim ve Hamamcı (2005) tarafından gelistirilen Mesleki

Doyum Ölçeği.

- 5 ‘lilikert tipi(1=hiçbir zaman ; 5=her zaman)

- 20 soru

- 1, 2 ,3, 5, 6, 7, 8, 12, 13, 15, 16, 17, 18, 20 numaralı olumlu maddeler, her zaman=5; hiçbir zaman=1 şeklinde puanlanmıştır.

- 4, 9, 10, 11, 14, 19 numaralı olumsuz maddeler her zaman=1; hiçbir zaman=5 şeklinde puanlanmıştır.

- Alınabilecek en düşük puan 20, en yüksek puan 100.

- Puan yükseldikçe mesleki doyum yükselir.

- Ölçeğin geçerliğini belirlemek için Kuzgun, Sevim ve Hamamcı tarafından faktör analizi tekniği kullanılmış ölçek maddeleri “Niteliklere Uygunluk” ve “Gelişme İsteği” olarak iki faktöre ayrılmıştır. Faktörlerin varyansları sırasıyla %36,4 ve %12,2’dir.

- Güvenirliğini belirlemek için iç tutarlık katsayısı hesaplanmıştır. İç tutarlık katsayıları yukarıda belirtilen faktörler için sırasıyla .91 ve .75’dir.

- Tüm ölçek için Cronbach Alpha Katsayısı .90’dır.

- Ölçek maddelerinin her birinden ayrı ayrı alınan puanlarla toplam puan arasındaki korelasyon .30’un üzerindedir.

(FORMU EKLE!!)

 

B-      Beck ve arkadaşları (1961) tarafından geliştirilen Beck Depresyon

Envanteri

- 21 maddelik kendini değerlendirme türü ölçek

- Katılımcı her madde için verilen 4 şıktan(cümleden) kendine uygun olanı seçer

- Şıklar 0’dan 3’e puanlanmıştır.

- En düşük puan 0; en yüksek puan 63’tür.

-Ters maddeler yoktur.

- Geçerlik çalışması Hisli(1988) tarafından yapılmıştır. Envanter ile MMPI-D Skalası??? arasındaki korelasyon katsayısı r=.63 olarak bulunmuştur.

- Envanterin puan ortalamaları cinsiyet, yaş ve eğitim düzeylerine göre değişmemektedir.

- Klinik depresyonu belirlemek için kabul edilen 17 puanlık kesme noktasının geçerli olduğu ve envanterin Türkçe formunun da İngilizce formu gibi depresyon belirtilerini yakalamak için geçerli bir araç olduğu görülmüştür.

- Güvenirlik çalışması Tegin(1980) tarafından yapılmıştır. Test tekrar test yöntemi ile güvenirlik katsayısı .65, iki yarım test yöntemi ile .78 bulunmuştur.

 

 

 

C-      Rosenberg (1965) tarafından gelistirilenRosenberg Benlik Saygısı Ölçegi

- Ölçek 12 alt ölçekten ve toplam 63 sorudan oluşmaktadır. Bu çalışma için ölçeğin benlik saygısını ölçen ilk on maddesi kullanılmıştır(bunun kaç alt ölçeğe veya hangi alt ölçeklere tekabül ettiği belirtilmemiştir.)

- Ölçek maddeleri Hiç katılmıyorum- Katılmıyorum-Katılıyorum-Tamamen katılıyorum seçenekleri üzerinden,  olumlu maddeler için 0,1,2,3 ; olumsuz maddeler ise 3,2,1,0 olarak puanlanmıştır. Hangi maddeler olumlu, hangileri olumsuz belirtilmemiştir.

- Testin puan aralığı 0-30 arasında değişmektedir.

- Ölçeğin geçerlik çalışması Çuhadaroğlu(1986) tarafından yapılmştır. Geçerlik çalışması, seçilen örneklem ile yapılan psikiyatrik görüşmelerle ölçekten elde edilen sonuçlar arasındaki uygunluğun basit korelasyon yöntemi ile hesaplanması yoluyla yapılmıştır ve geçerlik oranı %7’dir.

- Güvenirlik çalışması da yine Çuhadaroğlu(1986) tarafından test-tekrar test yöntemi ile yapılmış ve güvenirlik oranı %75’tir.

 

 

 

 

D- Rotter (1966) tarafından gelistirilenRotter Denetim OdagıAlgısı Ölçegi

     - 29 maddeden oluşmaktadır.

     - 6 madde ölçeğin amacını gizlemek içindir ve puanlanmaz, 23 maddede verilen iki ifadeden ise bir tanesi işaretlenir. Bu iki ifadeden biri 1, diğeri 0 puandır. Yani toplam puan 0-23 arasında değişir.

   - Puan yükseldikçe denetim odağı içten dışarı kaymaktadır.

  - Geçerlik ve güvenirlik çalışmaları Dağ(1991) tarafından yapılmıştır. Çalışmada 99 ve 532 katılımcılı ikörenkelem kullanılmıştır.

- 99 katılımcılı örenklemde test-tekrar test güvenirlik katsayısı r=.83, KR-20 tekniğiyle hesaplanan güvenirlik katsayısı .68’dir. Cronbach alfa iç tutarlık katsayısı .70’tir.

- 532 katılımcılı örenklemdeCronbachalfa .71’dir.

- Denetim odağı derecelendirme ortalama puanları ile ölçeğin puanları arasında .69 korelasyon vardır.

- Rosenbaum Öğrenilmiş Güçlülük Ölçeği ile ölçek arasında -.29’luk korelasyon bulunmuştur.

- Bu sonuçlara göre ölçeğin yeterli geçerlik ve güvenirliğe sahip olduğu belirtilmiştir.

 

 

 

- Verilerin tamamına yakını basılan anketlerin birebir katılımcılara dağıtılması ve toplanması ile elde edilmiştir.

- Verilerin küçük bir kısmı anketlerin excel dosyasının e-mail yolu ile katılımcılara ulaştırılması ve aynı yolla yanıtlarının alınmasıyla elde edilmiştir.

 

5-      Analiz

- SPSS 11.0 kullanılmıştır.

- İkili gruplar arasındaki farklar incelenirken bağımsız gruplar arasında t-testi kullanılmıştır.

- 2’den çok sayıdaki grupları karşılaştırmada tek yönlü ANOVA ve Tukey testleri kullanılmıştır

- Değişkenler arasındaki korelasyonun saptanmasında” Pearson Korelasyon” testi kullanılmıştır.

- Çoklu regresyon analizinde “Enter” metodu kullanılmıştır.

- Anlamlılık düzeyi .05 alınmıştır.

 

Değerlendirme

1-      Tezin amacı giriş bölümünün en son kısmında detaylı olarak yazılmış; tartışma ve özet kısımlarında da neredeyse birebir tekrar edilmiştir.

2-      Tezin amacının detaylı yazılmasına rağmen net ve anlaşılır ifade edildiğini söyleyemeyiz;

- Bağımlı- bağımsız değişkenler net değildir.

- Önce iş doyumu düzeyi bağımsız değişken olarak alınarak diğer üç bağımlı değişken üzerindeki etkisine bakılmıştır.

- Sonra yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi, kardeş sayısı vb. birçok değişkenin iş doyumu üzerindeki etkisine bakılmıştır.

- Son olarak da depresyon düzeyi, benlik saygısı düzeyi ve denetim odağın algısının iş doyumu üzerindekiyordayıcı etkisine bakılmıştır.

 

3-      Tezin ilgili alana katkısıyla ilgili sadece “iş doyumu görece yeni bir araştırma alanıdır” denilmiştir.

4-      Tezin farkı sadece iş doyumunun diğer birçok faktöre göre değişimini ölçmemiş, aynı zamanda iş doyumu düzeyine göre diğer faktörlerin değişimini incelemiştir. Ancak bu durumu güçlü bir yön olarak ele almak mümkün değildir.

5-      İlk 3 araştırma sorusunun kendi içinde, 4-11 aralığındaki soruların kendi içinde bir bütünlüğünden  söz edilebilir. 12. soru ise 3. Kategori olarak ele alınabilir.

6-      Tezin toplam 38 ‘lik sayfalık kısmı kuramsal çerçeveye ayrılmıştır. Ancak iş doyumunu içerisinde barındıran birçok kuram ve modele yer verilmesine rağmen diğer alanlarda detaylı bir kuramsal çerçeveden bahsedemeyiz.

7-      Yer verilen model ve kuramlar da doğrudan iş doyumuyla ilgili değildir.

8-      Uzun tarihsel giriş kısmı tezin amacıyla uyuşmaz görünmektedir.

9-      Eski çalışmalardan yeterince örnek verildiği görülmektedir.

10-  Örneklemin seçilme yöntemi açık ifade edilmemiştir. Rastgele seçilmiş Ankara’da yaşayan 870 çalışan ifadesi seçim yöntemini açıklamakta yetersizdir.

11-  “…belli bir meslek grubuna ağırlık verilmemesi konusunda özen gösterilmiş, olabildiğince çok işyerinden ve farklı meslek gruplarından…” gibi çok net ve bilimsel olmayan, sübjektif ifadeler kullanılmıştır.

12-  Yapılan açıklamalara göre örneklemin tezin temel amacına uygunluğuyla ilgili bir çıkarım yapmak olası değildir.

13-   Ölçekler ve kişisel bilgi formu,araştırma amacı ve hipotezlere uygun hazırlanmıştır.

14-  Kişisel Bilgi Formu yönergesi yetersizdir.

15-  “Yaptığınız iş eğitiminize uygun mu?” sorusu yeterince açıklayıcı değil.

16-  Genel olarak yazım yanlışı yok ancak birkaç soruda, çeviri hatası sebebiyle de olabilir, bazı yazım hataları ve anlam bozuklukları göze çarpmıştır.

17-  Tezi yazım yönünden genel olarak incelediğimiz zaman ise bazı cümlelerde anlam bozuklukları göze çarpmıştır. İş doyum düzeyine göre yapılan sınıflandırma ise yazılı olarak anlaşılır bir şekilde anlatılamamamıştır.

18-  Kopyala yapıştır yapılması sebebiyle yazım hatası göze çarpmıştır.

 

Analizler:

İlk üç soru için;

-analizler yapılmadan önce iş doyumu düzeylerine göre katılımcıların yaklaşık olarak %25’i düşük, %50’si orta, kalan %25’i de yüksek iş doyumu düzeyinde kabul edilerek sınıflandırılmıştır.

- Yine analizlere başlamadan önce bu üç gruba giren katılımcıların depresyon düzeyleri, benlik saygısı düzeyleri ve denetim odağı algılarının ortalama puanları hesaplanmıştır.

- İş doyumu düzeyleri bağımsız değişken olarak alınarak, iş doyum düzeylerine göre depresyon düzeyleri, benlik saygısı düzeyleri ve denetim odağı algılarının ortalama puanları ayrı ayrı çizelgelerle belirtilmiştir.

- Tek faktörlü varyans analizi yapılmış, depresyon değişkeninin etkisinin anlamlı(p<.05) çıktığı belirtilmiştir.(Üç soru için de anlamlı çıkmıştır)

- Anlamlı farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu bulmak içinTukey testi uygulanmıştır. (varyans homojenlik testi yapılmamış veya bahsedilmemiştir)

- Tukey testi sonuçlarına göre;

*Her üç iş doyumu düzeyi için de  depresyon düzeylerinin ortalamaları arasındaki farklar birbirleri arasında anlamlı çıkmıştır.

      * Her üç iş doyumu düzeyi için debenlik saygısı düzeylerinin ortalamaları arasındaki farklar birbirleri arasında anlamlı çıkmıştır.

* İş doyum düzeyi yüksek olan grubun denetim odağı puan ortalaması diğer iki grubun ortalamalarından anlamlı olarak farklı çıkmıştır. Ancak iş doyum düzeyi düşük ve orta olan grupların denetim odağı puan ortalamaları arasındaki farklar anlamlı çıkmamıştır.

 

-3-11 arası sorular için:

  - İlk 3 soru için uygulanan metod tekrarlanmıştır. Ancak bu sefer eğitim, cinsiyet, yaş, kardeş sayısı vb. değişkenler bağımsız değişkenler olarak ele alınarak kendi içinde sınıflara ayrılmış ve bu sınıflara giren katılımcıların iş doyumu puanı ortalamaları hesaplanarak ayrı ayrı çizelgelerde gösterilmiştir.

 

- 2 bağımsız değişkenli gruplarda (cinsiyet, medeni durum, eğitim-iş ilişkisi)iş doyumu düzeyleri ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olup olmadığına bakmak için t-testi,

- 2’den fazla bağımsız değişkenligruplarda(yaş, mevcut işte çalışma süresi, eğitim düzeyi, doğum sırası, kardeş sayısı) iş doyumu düzeyleri ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olup olmadığına bakmak için tek faktörlü varyans analizi,

yapılmıştır.

 

- t-testi sonuçlarına göre;

* kadın ve erkek çalışanların iş doyum düzeyleri arasında anlamlıfark(t(868)=2.637, p< .05)bulunmuş.

* evli ve bekarların iş doyum düzeylerinin arasında anlamlı fark bulunamamış(t(868)=-0.4, p> .05)

* eğitimleri ile yaptıkları işler ilgili olanlar ile olmayanların iş doyum düzeyleri arasında anlamlı fark(t(868)=10.129, p< .05) bulunmuş.

 

- tek faktörlü varyans analizi sonuçlarına göre;

* 4 farklı yaş kategorisindeki kişilerin iş doyum düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır.(F(3,866)=0.78, p>.05)

* Mevcut işlerindeki çalışma sürelerine göre 4 farklı kategorideki kişilerin iş doyum düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır.(F(3,866)=1.90, p>.05)

* Ailede kardeşler arasındaki doğum sırasına göre 6 farklı kategorideki kişilerin iş doyum düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır.(F(5,864)=1.09, p>.05)

* Kardeş sayısına göre 9 farklı kategorideki kişilerin iş doyum düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır.(F(8,861)=1.08, p>.05)

* Eğitim seviyesine göre 8 farklı kategorideki kişilerin iş doyum düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur.(F(7,862)=3.15, p<.05). Anlamlı farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu bulmak için Tukey testi uygulanmış doktora eğitimliler ile ilkokul mezunları ve  yine doktora eğitimliler ile ortaokul mezunları arasında anlamlı(p< .05) farklar olduğu görülmüştür.

 

12. soru için;

- çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmış ve;

* iş doyumuyla depresyon düzey arasında olumsuz(r= -.38, p<.05), iş doyumuyla benlik saygısı arasında olumlu(r= .29, p<.05) ve iş doyumuyla denetim odağı algısı arasında olumsuz(r= -.25, p<.05) anlamlı ilişki bulunmuştur.

* Bağımsız değişkenlerin kendi aralarındaki korelasyonlara bakıldığında depresyon düzeyiyle benlik saygısı arasında olumsuz(r= -.49, p<.05), depresyon düzeyiyle denetim odağı algısı arasında olumlu (r=.23, p<.05), benlik saygısıyla denetim odağı algısı arasında olumsuz(r= -.16, p<.05) ilişki vardır. Mutlak r değerleri .80’den büyük olmadığından, modelde çoklu bağlantı problemi olmadığı belirtilmiştir.

* Regresyona ilişkin katsayılar ve kısmi korelasyon değerleri tablosundaki t istatistik değerlerinin gösterdiği üzere tablodaki tüm değişkenlerin anlamlı olduğunu göstermektedir. (TABLO)

 

 

 


3 Ekim 2021 Pazar

İş Etüdü

 İş etüdünün bilim dünyasında kullanılan birçok tanımı vardır. Bunlardan en çok kullanılanları şunlardır.

İş etüdü, gelişme olanağı sağlamak amacıyla, belirli bir olayı ya da etkinliği ekonomiklik ve etkinlik yönünden etkileyen tüm kaynakları ve etmenleri dizgesel olarak araştırmaya yönelik ve insan çalışmasını geniş kapsamda inceleyen bir teknik olup metot etüdü ve iş ölçümü teknikleri için kullanılan genel bir terimdir [1].

İş etüdü, iş sistemlerinin incelenmesi ve düzenlenmesine ilişkin yöntem ve deneyimlerin, çalışan kişinin iş yapabilme gücünü ve gereksinimlerini de göz önünde tutarak, işin iyileştirilmesi ve işletmenin daha ekonomik çalışmasını sağlamak amacıyla uygulanmasıdır [2].



30 Kasım 2018 Cuma

The Wind That Shakes The Barley - Özgürlük Rüzgarı

         
            Bu yazı 2006 yılında yayınlanan yönetmen  Ken Loach'unThe Wind That Shakes The Barley - Özgürlük Rüzgarı  filminin incelemesidir. Film İrlanda’nın bağımsızlık savaşı sırasında mücadele eden iki kardeşin hikayesini anlatıyor. Eğer filmi izlemediyseniz  film hakkında oldukça fazla "heves kaçırıcı bilgi - spoiler" içerdiği için önce filmi izlemek isteyebilirsiniz. Bu inceleme hem üç perdeli sekiz sekans yaklaşımına göre hem de Christopher Vogler'ın on iki aşamalı Kahramanın Yolculuğu - The Hero's Journey yaklaşımına göre incelenmiştir. Senaryosu  Paul Laverty'e ait olan bu film 2006 yılında Cannes'da Altın Palmiye'nin sahibi olmuştur. Yönetmen Ken Loch 2016 senesinde I, Daniel Black filmi ile on yıl aradan sonra ikinci kez Altın Palmiye'yi kazanmıştır.

23 Kasım 2018 Cuma

Örgütsel Adalet


          Bu yazı Dr. Öğr. Üyesi Başak BEYDOĞAN TANGÖR danışmanlığında Barış Durukan tarafından“Kamu Çalışanlarının Örgütsel Adalet Algıları: Todaie Örneği” adlı TODAİE Kamu Yönetimi YÜKSEK LİSANS programı dönem projesinin kısaltılmış halidir. 
             
            TODAİE 1952 yılından bu yana kamuya nitelikli işgücü yetiştirme amacıyla ve kamu yönetimi ile ilgili araştırmalar yapmak için kurulmuştur (Tural, 2014: 51-52). Kurulduğu günden bu yana beş binden fazla kamu görevlisi lisansüstü programlarından mezun olmuştur (Todaie, 2017:7). Kurumun özelliği sadece kamu görevlilerine lisansüstü öğrenim veren bir enstitü olmasıdır. Burada eğitim gören kamu görevlilerinin en az dört yıl kamuda çalışma şartını yerine getirmesi gerekmektedir. 2 Temmuz 2018 tarihinde 703 sayılı KHK ile kapatılmıştır.

            Adalet sözcüğü Arapça denge, denklik anlamına gelen “adl” kökünden türetilmiştir (Nişanyan, 2017). Sözcüğün sözlük anlamı; yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk gibi anlamlara gelmektedir (Türk Dil Kurumu, 2006). Toplumbiliminde kullanılan anlamı ise “Belli bir toplumda, belli bir tarihsel dönemde bir toplumsal olgunun adil sayılması yoluyla korunması tutumu” anlamına gelmektedir (Ozankaya, 1975: 1).


19 Ekim 2018 Cuma

Ulus'ta Cumhuriyet Dönemi Mimarisi




            Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919 yılında Samsun’a ayak bastığında İstanbul işgal kuvvetlerince ele geçirilmiş İzmir’e Yunan askeri çıkmıştı. Anadolu çepeçevre düşman işgali tehdidi altındayken Ankara bu toprakların tam ortasında önce direnişin komuta merkezi ardından da yeni kurulan cumhuriyetin başkenti olmuştur. Bu İç Anadolu kasabasının seçiminde şüphesiz ki coğrafi olarak cephelere uzaklığının etkisi vardır. Demiryolu ulaşımına sahip silah ve askerlerin ikmal merkezi olması dolayısıyla önemli bir istasyondur Ankara. 

            Ulus Tren Garı


            Bu küçük kasabada Mustafa Kemal ilk olarak Ulus Tren Garı olarak kullanılan binayı karargâh haline çevirmiştir. İki katlı bu binanın üst katı başkomutanlık merkezi alt katı ise yaverlere ayrılmıştır. Yemek yapımı çamaşır yıkanması gibi işleri de Fikriye Hanım yapmaktadır. Direksiyon binası olarak geçen bina Fotoğraf 1’de görüldüğü üzere daha sonra yapılan garın çelik eklemeleri ile bir kısmı garın iç bölümünde bir kısmı ise dış bölümünde kalmıştır.

Fotoğraf 1 Ulus tren garı müze haline getirilmiştir. (Fotoğraf: Barış Durukan)

18 Mayıs 2018 Cuma

Devlet – Üniter Devlet – Federal Devlet


     
            Devlet
            Klasik anlamda devlet, toplamsal düzeni sağlamak için yasalar koyan, güvenlik için silahlı örgüt kuran ve adalet için mahkemeler kuran bir örgütlenmedir.  Devlet tanımı yapılabilmesi için ülke denilen bir toprak parçası, o ülke üzerinde yaşayan halk olmalı ve egemenliğini bağımsız şekilde kullanabilmesi gerekmektedir. Devlet ilk çağlardan itibaren insanların bir arada yaşamasının sonucu olarak bir organizasyon ihtiyacından doğmuştur. Giderek artan iş bölümü ile toplumsal yapılar oluşmuş ve insanların şehir devletlerini kurmasına yol açmıştır. Daha sonra devletler giderek büyümüştür.
            Üniter Devlet
            Ülke üzerinde tek bir merkeziyetçi yapının egemen olduğu devlet biçimidir. Tek bir yasama, tek bir yürütme ve tek bir yargı vardır. Yetkilerin merkezde toplanması merkezi çok güçlü kılarken yerel sorunlara duyarsız ve sorunları çözmede hantal bir yapı oluşturabilir. Bu yüzden yerinden yönetim kavramı ile merkezin bir kısım yetkileri yerel yönetimlere devredilebilir ancak bu yetki devri asla bir federe bir devletin yetki düzeyine ulaşamaz. Özerk yönetimlerin bulunması üniter devlet yapısına zarar vermez.

16 Mart 2018 Cuma

Online Dünyada Etik Değerlerimiz Nasıl Oluşacak?


            Elektronik ve network ortamında uyulması gereken kuralları tanımlayan normlar ve kodlar kısaca bilişim etiğini ifade eder. Bilişim Etiğine, bilişim alanında uyulması gereken yazılı ve yazılı olmayan kurallar diyebiliriz.
 ( TCK)  “Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar” başlığı altında yasal düzenlemeler getirmeye çalışsa da hızla gelişen teknolojiye yasalar ayak uyduramamaktadır. Çokça tartışılan bir konuda İnternet geçmişinin silinme hakkıdır. Artık her yaptığımız internetin bir köşesinde iz bırakmaktadır. Geleceğin devlet başkanları belki de şu anda sosyal medyada ileride utanacakları selfiler çekip internetin o unutmaz hafızasına koyuyorlar. Tanıştığımız insanları daha yakından tanımak için artık onları “googlelıyoruz”.

5 Mart 2018 Pazartesi

Türkiye'de Afet Politikaları


Türkiye iklim şartları topoğrafik ve tektonik yapısı nedeniyle neredeyse tamamı bir afet bölgesidir. 10. Kalkınma planı verilerine göre bir önceki dönemde şehirleşme oranı %67,5’tan %72,3’e yükselmiştir. Bu şehirleşme trendinin devam edeceği öngörülebilir. Şehirleşmenin artması nüfus yoğun bölgelerin oluşmasına bu da afetten etkilenen kişi sayısının artmasına yol açmaktadır. Günümüzde afet sonrası yapılacak müdahale planlarından afet risklerini azaltma planlarına geçilmiştir. Afet olmadan önce alınacak tedbirler daha önemli hale gelmiştir. Bu kapsamda risk ve risk azaltma kavramları önemli bir yer tutmaktadır. Bu kavramların yaygınlaşması ile beraber afetlere bakış açısı değişmiş öncelik afet sonrası müdahaleden afet öncesi önlemlere kaymıştır.
            En sık görülen afetler su baskını, sel, çığ, toprak kayması, yangın gibi afetler iken geniş bölgeleri etkilemesi ve yıkıcılığı sebebi ile en çok zararı veren afet ise depremdir. Ülkemizin deprem kuşağında olması, çarpık şehirleşme ile birleştiğinde en önemli sorun haline gelmektedir.