5 Aralık 2021 Pazar

Spor ve Stres

 

Kapitalizmin yaygınlaşmasıyla beraber sermaye artırma, maliyet azaltma, kar, verim, rekabet gibi kavramlar iş hayatına girmiştir. Bu kavramlar git gide daha çok belirleyici ve yönlendirici olmaya başlamış ve çalışma hayatını önemli ölçüde değiştirmiştir. Ayırt edici özelliği sürekli sermaye birikimi olan kapitalizmin(Wallerstein (2006: 12)) bunu gerçekleştirebilmek için izlediği yol düşük maliyetli üretim ve yüksek kârlı satış olmuştur(Gençoğlu,2012; 102). Her ne kadar kapitalist sistem özel mülkiyet ve özel girişimler üzerinden açıklansa da, devlet kurumları da aklımıza gelebilecek her şeyi metalaştırmaya dayalı bu kapitalist ruhtan etkilenmiş ve verimli çalışma yöntemleriyle rekabet ortamına ayak uydurmaya çalışmaya başlamıştır. Amacı halkının refahı olan devletin kar amaçlı bir yapıya bürünmesinin kendi içindeki çelişkisini araştırma konumuz olmadığı için bir tarafa bırakarak çalışma şartlarına geri dönersek; yıllardır yerleşmiş olan hantal ve statik bürokratik devlet anlayışını “daha çağdaş” kapitalist sistem kurallarına adapte etmenin, daha hzılı ve esnek özel sektörü adapte etmekten daha zor olduğu söylenebilir. Dolayısıyla özel sektördeki kapitalizm sebepli, iş yoğunluğu, yükselme kaygısı, daha çok güç ve para kazanma baskısı gibi stres kaynaklarına, devlet kurumlarında bir de mevcut üst düzey bürokratların uyguladığı bilinçsiz kamu yönetimi reformu denemelerinin yarattığı belirsizlik ve başarısızlıkların stresi eklenmiştir.



            Kapitalizmin sermaye sahipleri, bu stresin iş verimliliğini ve dolayısıyla karı düşürdüğünü görmektedir. Ancak stresin ana sebebi kapitalizmin kendisi olduğuna ve sistem kendi kendini yok etmeyeceği için stresin ortadan kalkma ihtimali olmadığına göre, stresin sebeplerinden çok stresi azaltma yöntemleriyle ilgili çalışmalar önemlidir. Bu çalışmalar hem verim ve karlılığın artırılması, hem de emeğini satarak para kazanan mülksüz emek gücünün ağır çalışma koşulları sebebiyle atıl hale gelmeden sistemin içinde var olmasını sağlama açısından oldukça önemlidir.

            Bu çalışmamızın amacı, spor yapma düzeyinin devlet memurlarının stres algısı üzerindeki etkisini görebilmektir. Bu sayede, spor yapma düzeyi ile stres algısı düzeyi arasında olumsuz bir ilişki bulunması halinde, ileride devlet memurları için yapılabilecek stresi azaltmaya yönelik çalışmalar için bir ön çalışma gerçekleştirilmiş olacaktır. Ayrıca bu çalışma spor dalları üzerine daha da detaylandırılarak hangi sporların stresi azaltmada daha etkili olduğu konusundaki çalışmalara da bir referans oluşturabilecektir.

            Hem literatürde hem de günlük gazeteler ve popüler gündelik hayat sitelerinde, stres ve stresi azaltmaya yönelik oldukça detaylı çalışmalar vardır. Bu araştırmalarda detaylı olmasa da sporun stresi azaltmadaki rolüne de değinilmektedir. Ancak bu araştırmalar ya izleyici/okuyucu kitlesi ağırlıklı olarak onlardan oluştuğu için özel sektör beyaz yaka çalışanlar üzerine, ya devlet/özel ayrımı yapmadan stresli olduğu genel olarak kabul edilmiş sektörlere(sağlık gibi) ya da araştırmaları yapanlar öğrenci olduğu için öğrenciler üzerine odaklanmıştır. Ancak sağlık sektörü haricinde de çok büyük bir kesimi istihdam eden devlet kurumlarının stres durumuyla ilgili çalışmalar oldukça az yapılmıştır. Bu sebeple çalışmanın devlet memurları üzerine yapılmasının literatüre katkı sağlayacağı ve yukarıdaki paragrafta belirtildiği gibi uygulama açısından diğer çalışmalara ışık tutabileceği değerlendirilmiştir.

            Aşağıdaki bölümde literatür taraması sonucu elde edilen bilgiler değinilecektir. İlk önce genel olarak sporun faydalarına değinilecek, daha sonra stres ve özellikle örgütsel stres kuramsal olarak ele alınacaktır. Son olarak da daha önceki çalışmalardan bahsedilecektir.

 

 

1. 1. Spor Kavramı

Spor kelimesi Latince “dağıtmak birbirinden ayırmak” anlamına gelen dispotore ve deportoresözcüklerinden türetilmiştir. Farklı şekillerde tanımlanan spor kavramı Aracı tarafından kişinin“beden ve ruh sağlığının geliştirilmesi, belli kurallara göre rekabet ölçüleri içinde mücadele etme, heyecan duyma, yarışma ve üstün gelmesi için gösterilen yoğun çabalardır”(Aracı, 1999: 88) şeklinde; Ludwing tarafından ise “bireysel yönden; insanın sağlığı, karakter gelişimi, morali ve verimliliğini yükseltmesi, ulusal yönden sağlam, güçlü, ortak duygu ve davranışları yüksek bir insan gücü potansiyelinin sağlanmasıdır”(Ludwing, Çev: Fevzi Aksoy, 1983) şeklinde tanımlanmıştır.

Yukarıdaki tanımlara göre daha kapsamlı bir şekilde tanımlamak istenirse spor, insanların bedenlerini ve zekâlarını birlikte çalıştıran; beden, zekâ, ruhsal, sosyal, kültürel, ekonomik, antropolojik, eğitim, politik, teknolojik, ahlaki sanat gibi yapılarının çeşitli yönlerden gelişmelerini sağlayan, yarışmalı ve yarışmasız olarak yapılabilen; doğal, eğlenceli, organize ve bilimsel hareketler bütünüdür, denilebilir. (Selçuk 1990).

Spor çeşitli boyutlarıyla toplumsal hayatta gün geçtikçe daha fazla yer tutmaktadır ve bu sebeple 20. yüzyılda bir bilim dalı olarak da büyük gelişme göstermiştir.(Mirzeoğlu, 2003:64)

Pender sağlıklı yaşam için gerekli davranışları manevi gelişim, egzersiz, beslenme, sağlık sorumluluğu, insanlararası ilişkiler ve stres yönetimi olarak belirleyerek, hem egzersize hem de stresin yönetimine vurgu yapmıştır.(Pender ve ark., 2007:13-209)

 

Dünya Saglık Örgütü (WHO) sağlık kavramını zihinsel, duygusal,

fiziksel ve sosyal olarak iyi olma hali olarak tanımlamıştır (Bishop ve Aldana,1999). Bu tanımdan yola çıktığımızda sporun etkileriüç başlık altında incelenebilir:

 

1.1.1.Sporun Psikolojik Etkileri

Spor kişiliğin gelişmesi ve şekillenmesini olumlu yönde etkilemektedir. Grup oyunları ile kişilerdeaidiyet ve fedakârlık duyguları gelişir (Aracı 1999). Ayrıca spor etkinlkleri işbirliğini geliştirdiği gibi bireysel olarak da sorumluluk sahibi olma, kendini disiplin altına alma gibi özellikleri de geliştirir(Korkut, 1984: 65)

Kısacası psikolojik ve  sosyal gelişim birbirine bağımlıdır. Kişi spor yoluyla toplumu, kuralları, meslekleri, gelenek ve görenekleri, iyi ve kötüyü, doğruyu yanlışı

öğrenirken aynı zamanda kişiliğinide şekillendirmiş olur.(Alpman, 2001:98)

 

1.1.2.Sporun Sosyal Etkileri

Yukarıda da belirttiğimiz üzere sporun psikolojik ve sosyal etkileri birbirinden bağımsız değildir. Günümüz toplumların en belirgin özelliklerinden olan sosyal sınıflar ve hatta sınıflar arası farklılaşma ve artan iş bölümü, sosyal bütünleşmeyi zorlaştırmaktadır. Bu noktada sporun önemli bir rolü vardır. Bu sebeple sosyal hayatın düzenlenmesinde spor önemli bir faktör olarak kabul edilir(Diana ve Mears, 2004).

Günümüz insanının günlük hayatının monoton ve stres dolu bir yaşam alanı hâline gelmesi de kişileri farklı ilgi alanlarına yöneltmiştir; ki spor da bunlardan bir tanesidir. (Necmettin 1998).

 

1.1.3.Sporun Fizyolojik Etkileri

 

Egzersiz yaparken kalbi besleyen ve beyne kan götüren damarlarda dolaşım durumları incelenmiş ve egzersizlerin kalbe ve beyne daha fazla kan gitmesini sağladığı bulunmuştur. Kalbe ve beyne daha fazla kan gitmesi bireylerin daha sağlıklı bir yaşama adım atmalarını kolaylaştırmaktadır (Diana ve Mears, 2004).

Psikolojik ve sosyal faydalarının yanı sıra sporun fizyolojik olarak da büyük faydaları vardır. Bu fizyolojik iyileşmeler psikolojik ve sosyal iyileşmelere de zemin hazırlamaktadır.

Sporun fizyolojik faydaları oldukça fazladır. Bunları kısaca tablo ile belirtmek uygun olacaktır:

 

1.1.3.1. Kas ve İskelet Sistemi Üzerindeki Etkileri:

*Kas kuvvetinin korunması ve arttırılması,

*Vücut segmentlerini hareket ettiren aksi grup kaslar arasındaki dengenin sağlanması,

*Kas - eklem kontrolünü arttırarak dengenin sağlanması,

*Eklem hareketliliğinin korunması ve arttırılması,

*Hareket alışkanlığının ve fiziksel aktivite toleransının artması (kondisyon ve dayanıklılık),

*Reflekslerin ve reaksiyon zamanının gelişmesi,

*Vücut düzgünlüğünün ve postürün korunması,

*Vücut farkındalığının geliştirilmesi,

*Denge ve düzeltme reaksiyonlarının gelişmesi,

*Yorgunluğun azaltılması,

*Kas kasılması ve aktivitenin etkisiyle kemik mineral yoğunluğunun korunarak osteoporozun önlenmesi,

*Kas dokusunca kullanılan enerji ve oksijen miktarının artması,

*Olası yaralanma, sakatlık ve kazalara karşı bedensel korunma geliştirmesi (Bek, 2008; Sağlık Müdürlüğü, 2013).

 

1.1.3.2. Diğer Sistemler Üzerindeki Etkileri:

*Kalbin dakikadaki atım sayısı azalır,

*Kalbin boşluklarında genişleme meydana gelir ve bir atımda pompalanan kan miktarında artış olur,

*Kalbin ritmi düzenlenir,

*Damarların kan akışına olan direnci azalır ve kan basıncı düşer,

*Damar yapısının elastikiyetini arttırır,

*Yüksek kan kolesterol ve trigliserit düzeyini etkileyerek damar hastalıkları riskini azaltır,

*Kalbi güçlendirerek kalbe olan kan akışını arttırır ve kalp krizi geçirme riskini azaltır. Ayrıca geçirilmiş kalp krizleriyle başa çıkma oranını arttırır,

*Akciğerlerin havalanması artar, solunum kapasitesinde artış meydana gelir,

*Düzenli aktivite yapan bireyler sigara bağımlılığından kurtulma konusunda inaktif bireylerden daha başarılıdır,

*Düzenli fiziksel aktivite insülin aktivitesinin kontrolünü sağlayarak şeker hastalığının ve kan şekerinin kontrolüne yardımcı olur,

*Vücudunsu, tuz, mineral kullanımının dengelenmesine yardımcı olur,

*Enerji gereksinimini yağları yakarak karşılama alışkanlığı getirerek metabolizmayı hızlandırır ve kilo alımını önler,

*Kadınlarda menopoza girme başlangıç yaşını geciktirir, menopozunolumsuz etkilerinin hafifletilmesinde yardımcı olur,

*Damar yapısına etkileri nedeniyle beyne olan kan akışının artışına bağlı olarak erken bunama ve unutkanlık gelişim riskini azaltır,

*Beyin damar hastalıkları gelişim riskini azaltır,

*Yetişkinlerde sağlıklı cinsel aktivite üzerinde olumlu etkileri vardır (Bek, 2008; Sağlık Müdürlüğü, 2013).

 

1.2. Stres Kavramı

 

Stres, Latince kökenli bir sözcük olan “estrictia” dan gelmektedir. “17. yüzyılda felaket, bela, musibet, dert, keder gibi anlamlarda kullanılmıştır. 18 ve 19. yüzyıllarda ise bir nesnenin veya insanın, bir tür gücün etkisi ile biçiminin bozulmasına, çarpıtılmasına karşı oluşturduğu direnç anlamında kullanılmaya başlamıştır.(Başal, 2007:23)

 

Stres ayrıca kişinin içinde bulunduğu ortam ve iş koşullarının onu etkilemesi sonucunda, vücudunda özel biyokimyasal salgılar oluşarak kişinin zihinsel ve bedensel sağlığını olumsuz yönde etkileyen psikolojik bir durum olarak da tanımlanabilir(Tutar, 2003:71).

 

Farklı bir yaklaşıma göre stres, “Tüm insanlar ve hayvanlarda yoğun sıkıntılar yaratan ve davranışlarını da önemli ölçüde etkileyen evrensel bir olaydır. İnsanlar üzerinde fizyolojik, sosyal ve psikolojik sistemlerde rahatsızlık yaratabilecek aşırı taleplerin sonucudur.”(Şengül, 1999:6)

 

1.2.1.Stres Kuramları

Bugüne kadar stresi açıklamaya çalışan birbirinden farklı

yaklaşımlar geliştirilmiştir. “Bu stres yaklaşımları stres tanımlarına, psikolojik ve

fizyolojik faktörlere yaptıkları vurgulara ve bireyler ile çevreleri arasındaki ilişkileri

açıklamalarına göre farklılık göstermektedir.”(Özen, 2011:29)

 

Başlıca stres kuramları:

 

1.2.1.1. Fizyolojik Stres Kuramı

Canon ve Selye’nin liderliğinde geliştirilen kuramda, “Stres anında gösterilen

tepkiyi stres olarak tanımlamışlardır. Kan basıncının yükselmesi, kalp atışınınhızlanması, aşırı terleme ve buna benzer fizyolojik tepkiler tümü strestir.” Canon,

stres esnasında bedenin sarf ettiği tepkiyi “savaş veya kaç” tepkisi olarakisimlendirmiştir. Bu duruma göre stresin tanımı yeni bir boyut kazanmıştır.“Organizmanın kendi yaşamını ve uyumunu tehdit eden herhangi bir uyarıcıya

gösterdiği tepki, stres olarak tanımlanmıştır.”(Ağma, 2007:20) Bu kurama göre stres, bir anda ortaya çıkan uyarana karşı verilen tepki şeklinde tanımlanmıştır.Tepkiler ilk olarak fizyolojik şekilde kendini göstermektedir. Selye tepkiyivücudun en olası yolla bu uyarana direnç göstermesi; organ veya sistemlerinfonksiyonunun en iyi tepki verebilecek duruma yükseltilmesi süreci olarak görmüştür. Strese gösterilen ilk tepki fizyolojiktir. Fizyolojik tepkilere aynı zamandaGenel Adaptasyon Sendromu (GAS) adı verilmektedir. GAS ilk kez Selye tarafındantanımlanmıştır. GAS üç fazdan oluşmaktadır. (Yalnız, 2010:36)

 

1.2.1.1.1.Alarm Tepkisi

Bünyenin dış çevre uyaranını stresör (stres kaynağı) olarak algılayıp;“savaşya da kaç” tepkisini verdiği aşamadır. Bu süreç, organizma için yukarıda sıralanan

otonom faaliyetlerin yaşandığı, ortaya çıkan stresöre karsı mücadele etmeye ya da

ondan uzaklaşmak için harekete geçmeye hazırlanıldığı dönemdir.

 

1.2.1.1.2. Direnç Dönemi

Organizma, stresin sürmesi durumunda stresle mücadeleye devam edip, direnç

aşamasına geçmektedir. Bu süreçte stres, uyum bozucu gücünü yitirir ve organizma

alarm tepkileri vermeyi bırakır. Direnç dönemi başarıyla atlatılırsa, fizyoloji normal

koşullara döner. Aksi takdirde beden güçten düşer.

 

1.2.1.1.3. Bitkinlik Dönemi

Eğer stresör uzun sürdüyse organizma tükenme aşamasına gelir. Bu aşamada tekrar

alarm dönemindeki tepkiler ortaya çıkar. Devam eden ve basa çıkılamayan stres

karşısında denge bozulur. Tükenme ve bitkinlik sonucu organizmada geri dönüsü

olmayan izler meydana getirebilir.

“Tükenmişlik dönemi” olarak literatürde adlandırılan bitkinlik döneminde, organizma tarafından, umutsuz bir çaba içinde stresi kontrol altına almak için giderek daha etkisiz hale gelen savunma mekanizmaları kullanılmaya başlanır. Bazı bireyler, bu evrede gerçek yasamla bağlarını koparıp, duygusal ya da davranışsal bozukluk belirtileri göstermeye başlayabilir. Bu kişilerde, erteleme, sinirlilik, dikkat toplama güçlüğü ve hiç bir şeyin anlamı olmadığı, hiç bir şeyin değmediği inancını da içeren “tükenmişlik”işaretleri gözlenebilir (Morris,2002).

1.2.1.2. Nedensel Stres Kuramı

Korunma içgüdüsünden yola çıkılarak meydana getirilmiş bir kuramdır. “Bu

model üzerinde Holmes ve Rahle isimli araştırmacıların önemli katkıları vardır.

Modelde kişisel farklılıkların pek bir önemi yoktur, daha çok çevresel faktörler ve

kişinin dışında meydana gelen olaylar önem taşımaktadır. Nedensel stres kuramında,

hangi tür yaşam olaylarının, ne kadar stres yükünü ifade ettiğine yönelik araştırmalar

önem kazanmıştır. Bu yaklaşımda stres, bedenin zarar görmesine neden olan, dıştan

gelen, tehlikeli-zarar verici bir “uyarıcı” olarak ele alınmıştır”.( Yalnız, 2010:.37)

Bu modele göre stres, bireysel farklılıklardan ziyade çevresel uyaranlar sebebiyle ortaya çıkmaktadır.Yani, insan organizmasını etkileyen bireysel sebepler değil dışarıdan gelenuyaranlardır.Olağan yaşamda aniden ortaya çıkan beklenmeyen durumlardaki stres kaynakları da çok çeşitli olabilir. “Savaş, deprem, sel gibi doğal afetler, diyabet gibi kronik hastalıklar, sevilen birinin ölümü, evrensel stres kaynağı olarak görülüp, birçok insanda benzer etkilerinin görüldüğü tespit edilmiştir. Örneğin, bir ülkede yaşanan deprem sonucunda, depremi yaşayanların, birbirine daha sıkı kenetlenmesine sebep olacağı gibi toplumun tamamen birbirinden kopmasına da sebep olabilir.” (Ağma, 2007:21)

Yani, bu kuramda stresin birey ve toplum tarafından nasıl algılandığı önemlidir. Bu kurama göre stres bireyler ve toplumları birbirineyaklaştırıcı etki yaparken aynı şekilde uzaklaştırabilmektedir.

 

1.2.1.3. Psikolojik Stres Kuramı

Ruhsal anlamda başlayan stresin bedensel tepkilere dönmesinden önceki

süreci konu alan bu kuramda, “Richard Lazarus daha çok stresin psikolojik boyutuyla ilgilenmektedir. Lazarus strese gösterilen tepkinin medikal ve fizyolojik

yönlerini değil, psikolojik ve bilişsel yönlerini vurgulamaktadır. Cannon gibi Lazarus

da stresi birey-çevre etkileşiminin bir sonucu olarak görmekte ve bireyleri veya olayları stresli ya da stressiz şeklinde sınıflandırmada bireyin algılamasına önem

vermektedir. Bireyler insanları ve olayları farklı değerlendirmektedir. Bir birey için stresli olan durum diğer birey için stresli olmayabilir. Algılama ve bilişseldeğerlendirme stresli olanı belirlemede önemli süreçlerdir.” (Özen, 2011:32)

 

Bu kurama göre stres spesifik bir kavramdır. Yani, birey bir olayı stres kaynağı olarak görüyor ise o olaybirey için gerçekçi bir stres nedenidir.Aynı olayı başka bir birey stres kaynağı olarak görmüyor ise olay kişide strese yol açmamaktadır. “Yapılan bir araştırmada Çin ve ABD‘de iş stresine yol açan faktörler kantitatif ve kalitatif açıdan değerlendirilmiştir. Kalitatif analizde, Çinli iş görenlere oranla Amerikalı iş görenler iş stresine yol açan stresörler olarak işte kontrol eksikliğini, takım koordinasyonunun yetersizliğini, öfkeyi, engellenmeyi, ezilmişlik duygusu ve mide problemlerini daha çok vurgulamaktadır. Buna karşılık, Çinli iş görenlerde Amerikalı iş görenlere oranla iş değerlendirmelerini, çalışma hatalarını, dolaylı çatışmayı, çalışma şartlarını, eğitim eksikliğini, endişeyi, acizliği, uyku problemlerini ve fazla ısınmayı daha fazla iş stresine yol açan faktörler arasında saymaktadır.” (Özen, 2011:32)

 Yapılan araştırma sonucu, stresi algılama düzeylerinin farklımilletlerde farklı şekilde olduğu görülmektedir. Ancak, bu kurama göre stres aynı millete mensup bireylerde de farklı şekillerde görülmektedir.

Çevresel faktörlerin haricinde de stres kaynakları mevcuttur.“ Kurama göre;

stres yalnızca dışsal etkilerden kaynaklı değildir. Strese neden olan, bireyin tamamen

dışında gerçekleşen olaylar değildir. Aynı zamanda stres bireyin yaralanabilirliğiincinebilirliğive savunma sisteminin yeterliliğine bağlı olarak yaşanan bir durumdur.Bu modelde en önemli olan farklılık, kişinin ancak, bir değerlendirme yaptıktan

sonra stres belirtisi gösterip göstermeyeceğinin ortaya çıkacağı inancıdır. Lazarus ve

Folkman’a göre aynı uyaranlara farklı kişiler farklı anlamlar yükledikleri için tepkileri farklılık gösterebilmektedir. Bir kişi stres algılarken diğeri algılamayabilmektedir, bu da demek oluyor ki stres algısında kişi bazlı farklılıklar

önem taşımaktadır. Bu tanıma göre, sadece çevreden gelen uyaranlar tek başlarına

stres tanımlamakta yeterli değildirler, kişinin algısıyla ancak, anlam kazanmaktadırlar.”(Yalnız, 2010:37)

Stresin derecesinin azaltılıp çoğaltılmasında düşünme tarzı vebakış açısı etkilidir.Bu teori, değerlendirme ve mücadele etme kavramları etrafında şekillenmektedir. “Değerlendirme bireylerin sağlıkları için gerçekleşen olayın öneminin değerlendirilmesidir. Mücadele etme ise bireylerin spesifik talepleri yönetmek için düşünme ve harekete geçme çabalarıdır Lazarus tarafından geliştirilen psikolojik stres teorisi mücadele etme boyutu üzerinde durmaktadır. Lazarusmücadele etmeyi bireye yük yükleyen ve bireyin kaynaklarını aşan spesifik dışsal

ve/veya içsel talepleri yönetmeye dönük süreklilik arz eden bilişsel ve davranışsal

çabalar olarak tanımlamaktadır.” (Özen, 2011:33)

Bu kurama göre stres sadece bireyin istekleridışında gerçekleşen olaylardan meydana gelmemekte bireyin mücadele etme yeterliliğine bağlı olarak da gerçekleşebilmektedir.

 

1.2.2. Örgütsel Stres Kaynakları

Örgüt, bireylerin yaşadığı, çalıştığı, birbirleriyle ilişkilerde bulunduğu sosyal

bir sistemdir. Örgütsel stres ise “bireyin çevre ile ilişkisi olarak ifade edilen, bireysel

farklardan ve psikolojik süreçlerden etkilenen, kişiye fazla psikolojik veya fiziksel

istekler yükleyen, dış çevre, durum veya olayın sonucu olan bir tepkidir. Örgütsel

stres, kişi ve iş ilişkilerinden doğan insanı normal işlevlerinden alıkoyan değişiklikler

getiren bir durumdur.”(Akgündüz, 2006:24)  Stres düzeyi kişiden kişiye değiştiği gibi örgütlerde stres, örgütlerin yapısına, kullanılan teknolojiye, çevresel koşullara, üyelerinin eğilim ve deneyimlerine, örgüt içi ilişkilere ve yapılan işin ne olduğuna göre de değişir. Bu değişiklikler, örgütsel stresin farklı tanımlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Örgütsel stres kavramı “Cooper-Marshall tarafından mesleki stres, War-Wall tarafından çalışma stresi, Buzzard tarafından endüstriyel stres, Caplan-Cobb-French tarafından iş stresi, Buck tarafından iş baskısı ve Singer tarafından iş gerilimi gibi kavramlarla ifade edilmektedir”(Güllüoğlu, 2012:79)

Soysal’a göre örgütsel stres kaynakları şunlardır:

-“İşle ilgili stres kaynakları; aşırı veya yetersiz iş gücü ve zaman baskısı, tekdüze

çalışma ve monotonluk, çalışma ortamının kötü olması, fazla mesai ve vardiyalı

çalışma sistemi, işyeri düzeni.

-Örgütsel yapı ve politikalar ile ilgili stres kaynakları; değerlendirme ve kariyer

sorunları, hiyerarşik ve merkezi örgüt yapıları, liderlik stili, örgütsel iletişim

sisteminin olmayışı ya da eksik olması, yetki ve sorumluluk hataları, çalışanların

kararlara katılım düzeyinin azlığı, rol çatışması ve rol belirsizliği, adil olmayan

düşük ücret, zorbalık (mobbing).

-Dış çevre ile ilgili stres kaynakları; değişen teknoloji, krizler ve işsizlik, sosyal

hayattır”(Soysal, 2009:20)

Örgütsel strese kaynaklık eden çok sayıda faktör bulunmaktadır. İşgörenin

fiziksel ve psikolojik yapısı, stresten etkilenme düzeyi ve yapılan iş bu faktörleri

etkilemektedir. Aşırı sorumluluk altında olmak, kariyer geliştirme ile ilgili problemler, yapılan işten zevk almamak, görev dağılımında haksızlıkların yapılması, yöneticilere karşı güvensizlik duyma, çevre koşulları olarak; aydınlatma, gürültü,

sıcaklık problemleri, işte kaza ve tehlike unsuruaşırı iş yükü, çalışanlar arasındaki

iletişim kopukluğu, ücret konusundaki tatminsizlikler, iş ile ilgili plan ve program

eksikliği gibi pek çok etken örgütsel stres kaynakları arasında gösterilebilir. Bütün bu

faktörler örgütlerin performansını, verimliliğini, çalışanların motivasyonunu, mal ve

hizmet üretimini olumsuz yönde etkilemektedir.

 

1.2.3. Stresle Başa Çıkma Yöntemleri

İnsanlar yıllar boyunca stresten kurtulabilmek, stresin etkilerini azaltabilmek

için çeşitli yöntemlere başvurmuşlardır. Güney Afrikalı yerliler kokain kaynağı olan

Coca bitkisinin kurutulmuş yapraklarını çiğneyerek, Çinliler esrar içerek, Araplar

nargile kullanarak sorunlarından uzaklaştıklarını düşünmüşlerdir. Sibiryalı köylüler ise kutsal olduğuna inandıkları mantarları çiğneyerek kendilerini mutluluğa götürdüklerini inanırlardı.(Norfolk, 1989:173) Günümüz insanı ise stresli durumlarda sigara, uyuşturucu, içki, sakinleştirici ilaçlardan yarar beklemektedir. Stres karşısında gösterilen davranışların, stresten kaçmaya çalışmak yerine, stresle başa çıkmaya yönelik olması son derece önemlidir. Kişilerde stres durumunun uzun süre devam etmesi hem ruh hem de beden sağlığı açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği için stresle başa çıkmanın yöntem ve tekniklerinin öğrenilip uygulanması gereklidir. Başa çıkma yöntemleri, stres nedenlerini kaldırmak ya da denetim altına almak, stresin etkilerini yok etmek amacıyla bireylerin strese karşı gösterdikleri davranış veya duygusal tepkileri güçlendirmektedir. Baş etme yöntemleri ile stresin olumsuz etkileri azaltılmaya ya da ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Stresle başa çıkmanın amaçları üç boyuta ayrılabilir:

Kısa vadeli amaçlar:Stresin yapısını, sebeplerini, etkilerini, başa çıkabilmek için

gerekli yöntemleri öğrenmek.

Orta vadeli amaçlar:Olumlu stres kaynaklarını algılamak; duygusal ve bedensel

stres tepkilerini kontrol etmek; zararlı stres sebeplerini öğrenmek; etkili bir yaşam

biçimi geliştirmek.

Uzun vadeli amaçlar:Sağlıklı ve düzenli yaşamak; yetenekleri geliştirmek, huzur

bulmak, yüksek düzeyde verimlilik sağlamaktır.(Pehlivan,1995:33)

Stres yönetimi, kişilerin karakter yapılarına göre değişmektedir. Stresle başa

çıkma, kişinin duygusal, zihinsel ve davranış özelliklerine yani bireysel özelliklerine

bağlı olarak değişen mühim bir süreçtir. Stresle başa çıkma yolları bedenle, zihinle, ve davranışla ilgili olmak üzere üç grupta ele alınabilir:

- Bedenle Başa Çıkma: Gevşeme teknikleri, değişik beden egzersizleri ve beslenme

biçimleri,

- Zihinsel Başa Çıkma:Uyumsuzluğa yol açan inançlarla uğraşma ve zihinsel düzenleme tekniğini içerir,

- Davranışçı Başa Çıkma:“A” tipi davranış biçiminin değiştirilmesi, güvenli girişkenlik davranış eğitimi ve zaman düzenlemesi teknikleridir.(Kanbay, Üstün,2009:155)

 

1.2.4.. Stresin Sonuçları

 

1.2.4.1. Stresin Bireysel Sonuçları

 

Her insanın kendi içinde oluşturduğu denge ve olaylara karşı verdiği tepkiler farklı olduğu gibi stresle başa çıkabilme becerisi, baskıya dayanma gücüde farklı farklıdır. Stres altındaki bireyde belirli bir takım davranışsal değişimler görülmektedir. Bunlardan sigara ve alkol tüketimindeki artış en çok fark edilen değişimlerdendir. Yemek yeme alışkanlığındaki değişiklikler az ya da çok yeme gibi değişimlere ek olarak zamanla oluşan madde bağımlılığı da kişide stresin yarattığı etkilerdendir. İnsan bedeninin dış etkilere uyum göstermesini sağlayan iç dengesi bozulduğunda stres zihinsel olabileceği gibi fiziksel de birçok hastalığa neden olmaktadır.(Tansu, 53) Stresin bireysel sonuçları fiziksel, psikolojik ve davranışsal olmak üzere üç başlıkta ele alınacaktır.

 

1.2.4.2. Stresin Fiziksel Sonuçları

Stres ilk olarak psikolojik etkiye sahipken özellikle uzun süren stres süreçlerinde bedensel rahatsızlıklara da neden olmaktadır. “Stres esas olarakpsikolojik bir olgu olmasıyla birlikte, stresin neden olduğu fizyolojik sonuçlar da vardır. Örneğin fiziksel bir rahatsızlık sonucu ağrı hissetmemiz ve bu ağrının bizi etkilemiş olması gibi psikolojik açıdan yaşanılan stresin de fiziksel anlamda yansımaları mevcuttur.”(İrisöz, 2013:28)

 

2000 yılından bu yana yapılan araştırmalarda doktorlar stresin hastalıkların oluşumu ve gelişimi üzerinde etkisi olduğunu kabul etmektedirler. 19. yy da İngiliz doktorlar duygusal üzüntü ve stresin kanserin en büyük sebebi olduğuna inanmakta hastalıkların artmasında “çağdaş” yaşam tarzının doğurduğu psikososyal streslerle çok sıkı bir bağlantı olduğuna inanmaktaydılar. Amerikan Stres Enstitüsü’nün raporunda son 15 yılı kapsayan çalışmaların sonucunda birçok hastalığın gelişimi ve hızını artırmasında stresin önemli bir etkisi olduğunu göstermektedir. Bu durum stresin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkisini göstermektedir.

İnsan sağlığına derinden etkisi olan stresin beden üzerinde de belirgin etkileri göze çarpmaktadır. “Günümüzde birçok hastalığın stresten kaynaklandığı düşünülmektedir.

Stresle ilişkili olduğu düşünülen hastalıklar şunlardır: kalp hastalıkları, baş ve sırt ağrısı, kanser, siroz, akciğer, deri hastalıkları, solunum sistemi hastalıkları (aşırı soluk alıp verme vb), sindirim sistemi hastalıkları, iç salgı bezleri hastalıkları (tiroid salgısının artması, diyabet vb.), deri hastalıkları (egzama, sedef hastalığı vb.) ve migren.

Belirtilen fizyolojik rahatsızlıkların strese bağlı olarak sıkça yaşandığı bilinmesine rağmen bu hastalıkları sadece stresle ilişkilendirmek doğru değildir. Sayılan hastalıkların ortaya çıkışı her bireyde farklı olmaktadır.

Stresli yaşam bireyler üzerinde geçici ve kalıcı rahatsızlıklar bırakmaktadır. Ancak, bu hastalıklar ortaya çıkmadan önce stresin insanlar üzerinde bırakmış olduğu bir takım işaretler bu hastalıkların belirtisi olmaktadır. Bu bedensel işaret ve belirtiler söyle sıralanmaktadır: 

 

* Aşırı iştahsızlık, yemek yememeye rağmen tokluk duygusu, kilo kaybı ve zayıflık,

* Aşırı yemek yeme veya özellikle bir sorunla karşılaşınca yemek yeme ve içki içme eğilimi ile beraber oluşan kilo fazlalığı

* Sürekli yorgunluk ve halsizlik hali ve bu durumdan dolayı etrafa yakınmalar,

* Sıkça görülen migren tarzı baş ağrıları,

* Geceleri uyumama veya erken uyanma,

* Oturma ve dinlenmeyi engelleyen sinirsel ağrı ve şikayetler,

* Gece ve gündüz vücudun değişik organlarına ve özellikle bacaklara giren kramplar ve adale spazmları,

* Yüksek tansiyon, kalp atışlarında artma, ellerde titreme, nefes darlığı,

* Sık sık gelen mide bulantıları, mide krampları, sürekli ishal ve kabızlıktan şikayetçi olma,

* Aşırı hassasiyet, duygulanma ve gözlerden yas gelmesi,

* Cinsel ilişki kurmada isteksizlik, korku ve iktidarsızlık,

* Ağrı kesici ilaçlara ve aspirine aşırı düşkünlük ve bunun sonucu oluşan mide kanamaları,

* Daha dinamik ve enerjik olmak, azalan vücut mukavemetini arttırmak için aşırı ölçüde vitamin ve mineral türü ilaçlara eğilim ve düşkünlük,

 gibi belirtiler stresin fiziksel sonuçlarını oluşturmaktadır. Bu belirtilerin oluştuğu bireylerde yaşam standartları düşmekte kendilerini sürekli hastalık halinde hissetmektedirler.

 

1.2.4.3. Stresin Psikolojik Sonuçları

Stresin ilk etkileri ruhsal boyutta yaşandığı için genelde zor fark edilen ama daha sık rastlanılan sonuçları kapsamaktadır. “Stres altında kalan insanların duyguları ve düşünceleri yıpranmaktadır. Stres yaşayan insanlarda dikkatin azalması, zihni bir konu üzerinde toplama güçlüğü, çeşitli konular arasında ilişki kurma güçlüğü, aşırı unutkanlık, obsesif (takıntılı) düşünceler gibi zihinsel düzeydeki problemler, geri çekilme, kabullenme, karşı koyma veya korku, endişe ve depresyon gibi duygusal problemler görülür.(Gamsız, 35) Bu problemlerin önüne geçilemediğinde ise bireyin günlük hayatı olumsuz etkilenir ve sorunlarla baş edemez hale gelir.

Savunma mekanizması strese karşı gösterilen ortak psikolojik bir tepkidir. Stresin yol açtığı endişe ve kaygıyı azaltmak için vücut savunma mekanizmasını kullanır. Aslında bu tepki stresle ilgili değil stresin yol açtığı endişenin azaltılmasıyla ilgilidir. Ancak birey içinde bulunduğu stresli halden kurtulmayı başaramıyorsa birtakım belirtilerle birlikte psikolojik rahatsızlıklarda ortaya çıkmaktadır. Gerek iş ortamından gerekse aile kaynaklı strese maruz kalan bireylerde depresyon, saldırganlık, kaygı, tükenme, uykusuzluk ortaya çıkmaktadır.(Tiritoğlu, 2006:77)  Çalışmanın bu bölümünde bu rahatsızlıklara değinilecektir.

 

i. Depresyon: Yaşamı en çok etkileyen rahatsızlardan biri depresyondur. “Depresyon, oluşma nedenleri, gidisi ve tedavisi açısından oldukça karmaşık olan ruhsal bir bozukluktur. Depresyon sadece ruhsal bir çöküntüden ibaret değildir. Genel anlamda depresyon derin üzüntülü bir duygu durum içinde düşünce, konuşma ve harekette yavaşlama, durgunluk, yorgunluk, dikkat ve konsantrasyonun azalması, isteksizlik ve motivasyonun düşmesi, değersizlik, suçluluk, karamsarlık duygu ve düşünceleri ile fizyolojik işlevlerde yavaşlama gibi belirtileri içeren bir sendromdur.”(Şireli, 2012:5) Hem duygusal hem de bedensel birçok sıkıntıyı meydana getiren depresyon tedavi edilmezse intiharla sonuçlanabilmektedir.

 

ii. Saldırganlık: Bireyin kendini ifade etmede güçlük ve baskıyla karşılaşması çevreye karşı olumsuz tutumunu artırabilir. Bu tutum sözel, fiziksel olabildiği gibi duygusal da olabilir. “Bireyler genelde kendilerini engellenmiş ve çaresiz hissettiklerinde en sık olarak bu reaksiyonu gösterirler. Bu durum objelere veya insanlara karşı olabilir. Aşırı stres altında ortaya çıkan yorgunluk ve endişenin bireylerde meydana getirdiği etrafına karşı düşmanca tutumlar, özellikle çalışma ortamında sosyal desteğin olmaması gibi durumlarda daha da şiddetlenmektedir.”1 Stres sonucu ortaya çıkan saldırganlık eğilimi kişinin kendisinin ve çevresindeki insanların ruhsal ve bedensel sağlığını olumsuz etkilemektedir.

 

iii. Kaygı: Genel bir korku ve endişe hali de diyebileceğimiz kaygı ciddi sıkıntılara yol açabilmektedir. Gelecek kaygısı, iş kaygısı, savaş kaygısı gibi olmamış ama her an olabilecekmiş gibi düşünüp endişe halini sürdürmektir. “Uzmanlar korku kavramını korkunun nedeninin bilindiği durumlar için kullanırken, kaygı terimini korkudan farklı olarak sorunun nedeninin kişi tarafından bilinmediği halde hissedilen belli belirsiz bir korku hali için kullanırlar.” (Yılmaztürk, s.10) Nedeni bilinemeyen korku olarak tanımlanan kaygı, kişilerin stres düzeylerini artırıcı etki yapmaktadır.

 

iv. Uykusuzluk: Birçok nedenden dolayı olabilecek uykusuzluk en sık psikolojik problemlerde görülmektedir. Uykusuzluk, uykuya dalmakta ya da uykuyu sürdürmekte zorluk çekmek ve buna bağlı olarak geceleri sık sık uyanmaların olması durumudur. Bireyin uykusuzluğunun sebebi yaşadığı yoğun stresten kaynaklı ise stres ortadan katlığında uykusuzluk sorunu da çözülmüş olmaktadır. Bireyin stres yüzünden sürekli uykusuz kalması yaşam kalitesini düşürmekte ve gündelik işlerinin aksamasına sebep olmaktadır. Uykusuzluğun olumsuz etkileri bununla sınırlı kalmamakta ve kronikleştiğinde kişide bir takım sağlık sorunlarını da beraberinde getirmektedir.

 

1.2.4.4. Stresin Davranışsal Sonuçları

Stres, insanların ruhsal ve fiziksel durumları kadar davranışlarını da olumsuz etkilemektedir. “Stres sonucunda bireyde görülen davranışlar şunlardır: duygusal karar verme eğilimi artar, duygusal patlamalar, aşırı yemek yeme veya iştah kaybı, aşırı içki içme sonucu dengesiz karar verme eğilimi, aşırı heyecanlanma, ani ve çabuk karar verme, konuşma bozuklukları, verilen karar doğrultusunda yanlış emir ve talimatlar verme, işi aksatma, gelişmelere ilgisiz kalma sonucunda karar verme için gerekli bilgi gereksiniminde yetersizlik” (Özgüven, 2003:221) stresin davranışsal sonuçlarından bazılarıdır. Stresin davranışsal sonuçları bireyin yaşadığı çevre ve iş ortamını doğrudan etkilediği için birey olumsuz sonuçlarla karşılaşmaktadır.

 

1.2.4.5. Stresin Örgütsel Sonuçları

Stresin örgütsel sonuçları kısaca şu şekilde sıralanabilir:

i. Performans Düşüklüğü/Verimsizlik

ii. İşte Hata Yapma/İş Kazaları

iii. İsabetsiz Kararlar Verme

iv. Çalışan Devir Hız

v. Devamsızlık ve İşe Geç Gelme

vi. Yabancılaşma

 

 

 

1.2.5.Stresle İlgili Yapılmış Çalışmalar

 

İstanbul İli Anadolu yakasında ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin duygusal zeka düzeyleri ile stresle başa çıkma becerileri arasındaki ilişkinin incelendiği bir araştırma sonucunda iyimserlik, duygulardan faydalanma, duyguların ifadesi ve duygusal zeka ile stresle başa çıkma becerileri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. (Sandıkçı, 2010:3)

115 işletme yöneticisiyle yapılan bir çalışmada küçük ve orta boy işletme yöneticilerinin stres kaynakları araştırılmıştır. Araştırma sonuçları araştırmaya katılan yöneticilerin en önemli stres kaynağının, ekonomide yaşanan olumsuz gelişmeler ve krizler olduğunu ortaya koymuştur. İkincil faktör olarak işletmenin finansman problemleri üçüncü faktör ise dinlenmek ve sevilen işleri yapmak için yeterli zaman bulamamak olarak saptanmıştır. (Uçman,1990)

İlkokul öğretmenleri ile yapılan bir araştırmada öğretmenlerin çalıştıkları okulun iklimine ilişkin algıları, stres düzeyleri bu algı ve stres düzeylerinin deneklerin kişisel özelliklerine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini ve deneklerin okul iklimine ilişkin algılar ile stres düzeyleri arasında bir ilişki olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma sonucunda, bireylerin mezun oldukları okula, yaşlarına, cinsiyetlerine ve çalıştıkları okulun bulunduğu semte göre okul iklimine ilişkin algıları arasında anlamlı farklar bulunmuştur. Çalıştıkları okul iklimi ve stres düzeyleri arasında negatif ilişki olduğu saptanmıştır.(Öztürk, 1995:31)

Ankara’da bulunan bazı üniversitelerde görev yapan öğretim elemanlarının stres düzeylerinin, iş stresi ile baş etme yollarının ve performans düzeylerinin belirlemeye çalışıldığı bir araştırmaya 86 akademisyen katılım göstermiştir. Araştırma sonucunda öğretim elemanlarının stres düzeyleri, kullandıkları baş etme stratejileri ve performans düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Ayrıca fakültelerde genel olarak stres düzeyinin az olduğu ve stresle başa çıkma stratejilerini sıklıkla kullandıkları belirlenmiştir. Fakültelerde stres yaşanmasına neden olan en önemli faktör mesleki prensiplerin bulunmaması olarak saptanmıştır.(Balcı, 1994:34)

Polis memurları ile yapılan bir araştırmada polis memurlarının, aynı toplumda yaşayan lise ve üniversite öğrencilerinden, yetişkinlerden ve fiziksel rahatsızlığı olan bireylerden daha stresli durumda oldukları sonucuna ulaşılmıştır.(Derdiman, 2006:32)

Lise öğrencilerinin stres yaratıcılarında kullandıkları başa çıkma stratejilerinin incelendiği bir araştırmada, ebeveynlerin otoriter tutumu, çocuğa karşı tavırları, demokratik veya ilgisiz oluşu, aile bireylerinin sorunlarını paylaşması/paylaşmaması ekonomik durum, cinsiyet vb. etkenlerin stresle başa çıkma stratejilerinin belirlenmesinde etkili olduğu saptanmıştır.(Aysan, 1988:109)

Devlet ve Özel Liselerde Çalışan Öğretmenlerin İş Tatmini ve İş Stresinin Karşılaştırmalı Analizi isimli araştırmanın sonuçlarına göre devlet lisesinde çalışan öğretmenlerin stres düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Her iki okul türünde de öğretmenlerin strese maruz kalmasındaki unsurlar; maaş azlığı, mesleki meslekî gelişme koşullarının yetersiz oluşudur. Ayrıca en az stres yaratan faktörler; yönetim ile ilişkiler, zaman yetersizliği, öğretmenin kendini yetersiz hissetmesi ve meslekteki siyasi ayrımcılıktır.(Özdayı, 1990:97)

Eğitimde Stres Kaynakları isimli çalışmada ücret yetersizliği, çalışanı değerlendirmede adaletsiz ve araç gereç yetersizliğinin okul müdürleri ve öğretmenlerdeki stres üzerindeki etkisi araştırılmış ve bu etkenlerle stres arasında olumlu ilişki bulunmuştur. Ayrıca en çok görülen stres belirtilerini uykusuzluk, gerginlik ve yorgunluk oluşturmaktadır. Performansın en olumsuz etkisi ise yapılan işin niteliğinin düşmesi olarak saptanmıştır.(Pehlivan, 1993:87)

Lise öğretmenlerinin stres kaynaklarının araştırıldığı bir çalışmada maaşların düşüklüğü, öğretmenlik mesleğinin saygınlığın düşük olduğu düşüncesi, hükümetin politikalarda kararsız olması, mesleksel örgütlerin yetersizliği eğitim politikaları ile ilgili karalarda etkili olamamak, iş yükü fazlalığı ile öğrenci sorunları, ebeveynlerin olumsuz etkileri olarak belirlenmiştir. En az stres yaratan etmenlerin ise; mesleğin sıkıcılığı, öğrencilerin beslenme giyim vb temel ihtiyaçlarından sorumlu olmak, müdürün kişisel sorunlarını çözmede yardımcı olmaması, müdürün yetersizliği, müdürün otoriter belirtilmiştir.(Şeker, 1995:51)

Bazı çalışma sektörlerinde motivasyon ve iş doyumu yüksek düzeyde olabilmektedir. “İlaç sektöründe uygulanmış bir çalışmada iş tatmini ve motivasyonu yüksek olan çalışanların stres seviyelerinin düşük olduğu tespit edilmiştir.” (Yapraklı, 2007)

Bununla birlikte Hong Kong’da öğretim elemanları üzerinde yapılan bir çalışmaya göre, stresin ile iş tatmini arasında negatif ilişki bulunmuştur.(Duyan,32)

Avustralya’da yapılan başka bir araştırmada ise, polisliğin diğer mesleklere nazaran zannedildiği gibi stresli bir meslek olmadığı, polisin yaşadığı stresle kişilik özelliklerinin(asabi, dışa dönük olma gibi), olumlu ya da olumsuz deneyimlerinin, örgütsel deneyimlerinin ilintili olduğu belirlenmiştir.(Şimşek, 34)

 

 


KAYNAKLAR

 

- Aracı H. Öğretmen ve Öğrenciler İçin Okullarda Beden Eğitimi, 2.Baskı. Bağırgan Yayınevi, Ankara, 1999: s.88

- Baumann S. Uygulamalı Spor Psikolojisi. İkizler C, Özcan AO (Çeviri), Alfa Basın Yayın Dağıtım, İstanbul, 1994; s.78

- Diana EW, Mears B. İntervention in schoolandclinic. AcademicResearch Library, 2004; 39,4

- Necmettin E. Yaşam Boyu Spor. Bağırgan Yayınevi, Ankara, 1998: s.6

- Selçuk H. İlk Ve Orta Öğretim Kurumlarında Beden Eğitimi, Ders Kitapları A.S, İstanbul. 1990: S.11

- Sevim Y. Antrenman Bilgisi. Tutibay Yayınları, Ankara, 1997: S.5

- Yıldıran İ, Karaküçük S, İmamoğlu AF ve Ekenci G. Beden Eğitimi ve Spor Öğrenimi veren Yüksek Öğrenim Kurumlarının Öğretim Programlarının Toplumsal Beklentilere Uygunluk Düzeyleri Bakımından Analizleri, Eğitim Dergisi, Ankara, 1993: S.55,

- Baltas, A.ve Baltas, Z. (1990). Stres ve Stresle Mücadele Yöntemi. İstanbul: Remzi Kitabevi.

- Mıhçıoglu, C. (1996). Sözcüklerin Öyküsü:A-Z. Ankara: KTB Yayınları.

- Saygılı, S. (2005). Strese Son. _stanbul: Elit Yayıncılık.

- Hovanitz, C.A. (1986). Life EventStressandCoping Style as ContributorstoPsychopathology. Journal of ClinicalPsychology, 51(2),276-289.

- Morris, C.G. (2002). Psikolojiyi Anlamak : Psikolojiye Giris. Ayvasık,H.B. & Sayıl, M.(Çev.).Ankara : Türk Psikologlar Dernegi

- Öztürk, O. (2002). Ruh Saglıgı ve Bozuklukları. Ankara: Nobel Tıp Kitabevi.

- Çopur, F. (1996). Ana-Baba Tutum Algısının Kız Ögrencilerin Kullandıkları Stresle Basa Çıkma Yollarına Etkisi. Yayınlanmamıs Yüksek Lisans Tezi. Adana: Çukurova Üniversitesi.

- Baltas, A. (1992). Stres Altında Ezilmeden Ögrenme ve Sınavlarda Üstün Basarı. İstanbul :Remzi Kitabevi.

- Rowshan, A. (1998). Stres Yönetimi. (çev.)Sahin Cüceloglu. _stanbul: Sistem Yayıncılık.

- Lewis, D. (1995). Bir Dakikada Stres Yönetimi. (çev). Harmandaglı, N. İzmir: Ardo’sYayınları.

- Görüs, Y. (1999). Bir Grup Lise Ögrencisinin Atılganlık Düzeyi ile Stresle Basa Çıkma Yolları Arasındaki _liskinin _ncelenmesi. Yayınlanmamıs Yüksek Lisans Tezi , İzmir:Dokuz Eylül Üniversitesi.

- Morgan, G. (1993). _ste Yasamda Stresle Basa çıkma Yolları. _stanbul: Ruh Bilim Yayınevi

- Mason, J. (1985). Guide toStressReduction. California : CelestialArts.

- Silva, J. (1998). SilvaMethod on Mental Dynamics. Goldman.

- Davison, G.C. ve Neale, J.M. (2004). Anormal Psikoloji. (çev.edt). Dag, _. Ankara: Türk Psikologlar Dernegi Yayınları.

- Aracı H. Öğretmen ve Öğrenciler İçin Okullarda Beden Eğitimi, 2.Baskı. Bağırgan Yayınevi, Ankara, 1999: s.88

- (Ludwing,Çev: Fevzi Aksoy, 1983). Ludwing, P. (1983). Spor hekimliginegiris. (Çev.Fevzi Aksoy). 3. Baskı. _stanbul:Bayer Türk Kimya Sanayi. (s. 67-68, 35-38).

- Mirzeoğlu N. Spor Bilimlerine Giriş. Bağırgan Yayınevi, Ankara, 2003: s.64

- Pender NJ, Murdaugh CL, Parsons MA. Adolescent. HealthPromotion in NursingPractice,Fourth Edition, New Jersey, 2007:13-209.

- Bıshop, J.G., Aldana, S.G. (1999). Step towellness, A Stage-BasedApproach, USA: Allyn& Bacon.

- Korkut H. Türk Üniversiteleri ve Üniversite Araştırmaları. A.Ü Basımevi, Ankara,1984: s.65- )

- Alpman C. Eğitimin Bütünlüğü İçinde Beden Eğitimi ve Çağlar Boyu Gelişimi. Can Reklâm Evi Basın Yayın Ofset Matbaacılık, Ankara, 2001: s.98

-Bek N. Fiziksel Aktivite ve Sağlığımız. 1. Baskı, Ankara, Klasmat Matbaacılık, 2008, 10-13.  

-Sağlık Müdürlüğü Obezite Birimi. Tokat (2013).

-  A.Başal, Stres Yapmayan Stres Kitabı, İstanbul, 2007, s.23

-H. Tutar, İşyerinde Psikolojik Şiddet, Ankara, 2003, s.71

- A. Şengül,Organizasyonel Stresin Yönetimi: İzmir Çevresinde Orta Kademe Yöneticiler Üzerine Bir Araştırma, Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü (SBE), Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi(YYLT), Ankara, 1999, s.6

- H. Ö. Özen, Üniversite ve Devlet Hastanelerinde Çalışan Hemşirelerin Stres Düzeylerinin Karşılaştırılması: Zonguldak Örneği, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, SBE, YDT, Zonguldak, 2011, s.29

- Şafak Ağma F., İş Yaşamında Stresin Nedenleri ve Olumsuz Etkileri, ATÜ, SBE, YYLT, Ankara, 2007  s. 20

- H. Yalnız, Ebelerde İş Stresinin İş Doyumuna Etkisi, EÜ, SABE, YYLT, İzmir, 2010, s.36

-S. Akgündüz, Örgütsel Stres Kaynaklarının Çalışanların İşTatmini Üzerindeki Etkisi ve Banka Çalışanları İçin Yapılan Bir Araştırma, Dokuz Eylül Üniversitesi, SBE, YYLT, İzmir, 2006, s.24

- Ö. Güllüoğlu, “Yerel Televizyon Çalışanlarının Örgütsel Stres Faktörleri: Kayseri İlinde BirAraştırma”, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, S.43, İstanbul, 2012, s.79

- D. Norfolk, İş Hayatında Stres, (Çev. L. Serdaroğlu), İstanbul, 1989, s.173

- E. Tiritoğlu, Konaklama İsletmelerinde Stres Faktörlerinin İşgören Devir Hızına Etkisi Üzerine Bir Alan Araştırması, SAÜ, SBE, YYLT, Sakarya, 2006, s.77

-Ö.Şireli, Depresyon Tanısı Almış Ergenlerde Anne Baba kabul Reddi- Kontrolu ve Aile İç İlişkilerin Depresyon Şiddetine Etkisi, AÜ, TF, YUT, Ankara, 2012, s.5

- İ.E. Özgüven, Endüstri Psikolojisi, Ankara, 2003, s.221

- N. Öztürk, İlkokul Öğretmenlerinin Çalıştıkları Okulun İklimine İlişkin Algıları İle Gerilim (Stres) Düzeyleri Arasındaki İlişkiler (İzmir Örneği), DEÜ, SBE, YYLT, İzmir, 1995, s.31

- E. Sandıkçı, Stresin Tükenmişlik Boyutları Üzerindeki Etkisi: Diyarbakır’da Öğretmenler Üzerinde Bir Araştırma, YYLT, Kayseri, 2010, s.3

- P. Uçman, “Ülkemizde Çalışan Kadınlarda Stresle Başa Çıkma ve Psikolojik Rahatsızlıklar” Psikoloji Dergisi Cilt:7, S.24, 1990, dergisosyalbil.selcuk.edu.tr/susbed/article/download/414/396 ( 04.12.2014)

- N. Şeker, Lise Öğretmenlerinin Stres Kaynaklarına İlişkin Algıları ve Sınıf Atmosferi Arasındaki İlişkiler, DEÜ, EBE, YYLT, İzmir, 1995, s.51

- N. Özdayı, Devlet ve Özel Liselerde Çalışan Öğretmenlerin İs Tatmini ve İş Streslerinin Karşılaştırmalı Analizi, İÜ, YDT, İstanbul, 1990, s.197

- I. Pehlivan, Eğitimde Stres Kaynakları, AÜ, EBE, YDT, Ankara, 1993, s.87

- A.Balcı, “Üniversite Öğretim Elemanının İş Stresi Ankara’da Bazı Öğretim Elemanları Üzerinde Yapılan Bir Araştırma”, Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi (EBFD), Cilt:27, S.1, Ankara, 1994, s. 34

- RC. Derdiman, Toplumsal Etkileşim-Kamu Düzeni İlişkisi Açısından Polis Hizmetlerinde Toplum Desteği ve İlişkisi, U.Ü. Fen-Edebiyat Fakültesi, Sosyal Bilimler Dergisi, C.1, S. 10, 2006, s. 32

- F. Aysan, Lise Öğrencilerinin Stres Yaratıcılarında Kullandıkları Basa çıkma Stratejilerinin Bazı Değişkenler ile Olan İlişkisi, YDT, Hacettepe Üniversitesi (HÜ), Ankara, 1988, s.109 7

- Ş. Yapraklı, “Satış Gücü Motivasyonu - İş Tatmini Ölçeklerinin Test Edilmesi ve Motivasyonun İş Tatmini Üzerindeki Etkisinin Belirlenmesi: İlaç Sektöründe Bir Uygulama”, İş, Güç Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi, C. 9, S. 3, 2007 www.isgucdergi.org/download.php?id=292&tk...f=292.pdf (12.11. 2014)

- BALTAŞ, Z., ATAKUMAN, Y. ve DUMAN, Y. (1998) ‘‘Standardization of thePerceivedStressScale: PerceivedStress in TurkishMiddleManagers’’, StressandAnxietyResearchSociety, 19th International Conference: İstanbul.

 

 

 



1 Veriler http://www.mkek.gov.tr/tr/page.aspx?id=35 adresinden alınmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder