19 Ekim 2018 Cuma

Ulus'ta Cumhuriyet Dönemi Mimarisi




            Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919 yılında Samsun’a ayak bastığında İstanbul işgal kuvvetlerince ele geçirilmiş İzmir’e Yunan askeri çıkmıştı. Anadolu çepeçevre düşman işgali tehdidi altındayken Ankara bu toprakların tam ortasında önce direnişin komuta merkezi ardından da yeni kurulan cumhuriyetin başkenti olmuştur. Bu İç Anadolu kasabasının seçiminde şüphesiz ki coğrafi olarak cephelere uzaklığının etkisi vardır. Demiryolu ulaşımına sahip silah ve askerlerin ikmal merkezi olması dolayısıyla önemli bir istasyondur Ankara. 

            Ulus Tren Garı


            Bu küçük kasabada Mustafa Kemal ilk olarak Ulus Tren Garı olarak kullanılan binayı karargâh haline çevirmiştir. İki katlı bu binanın üst katı başkomutanlık merkezi alt katı ise yaverlere ayrılmıştır. Yemek yapımı çamaşır yıkanması gibi işleri de Fikriye Hanım yapmaktadır. Direksiyon binası olarak geçen bina Fotoğraf 1’de görüldüğü üzere daha sonra yapılan garın çelik eklemeleri ile bir kısmı garın iç bölümünde bir kısmı ise dış bölümünde kalmıştır.

Fotoğraf 1 Ulus tren garı müze haline getirilmiştir. (Fotoğraf: Barış Durukan)


Ulus Zafer Anıtı


            TBMM Ali Fuat Cebesoy başkanlığında bir jüri ile bir anıt inşa ettirmek için yarışma düzenliyor. Avusturyalı Henrich Krippel yarışmayı kazanarak heykel yapımı için ülkesine dönüyor çünkü o tarihlerde Türkiye’de o boyutta bronz döküm yapabilecek bir dökümhane bulunmamaktadır.  Daha sonra parça parça taşınarak Ankara’ya getirilen heykel 1927 Kasımının 24’ünde Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk anıtı olarak Ankara’ya dikilmiştir (Fotoğraf 2). Kaideyi çevreleyen kuşakta “Türk Milleti, muzaffer istihlâs ve istiklâl cidalini ve muazzam asrî inkılâplarını, en mânidar bir remz ile, en iyi ifade edebilecek şekli, yukarki hakiki timsalde bulur. Başkumandan Gazi Mustafa Kemal.” yazmaktadır.


Fotoğraf 2 Ulus Zafer Anıtı (Fotoğraf: Barış Durukan)



                Mustafa Kemal’in Sakarya adlı ata bindiği heykelde at şahlanmış ya da ileri atılmış şekilde değil durgundur. Bu durum (Fotoğraf 3) Mustafa Kemal’de bir komutandan çok ileriye bakan bir önder imajı yaratmıştır (Doğramacı, 2010).  Yüzü batıya dönük yerleştirilen heykel hem cepheyi hem de yeni cumhuriyetin hedefini göstermektedir.
Fotoğraf 3 Mustafa Kemal Sakarya İsimli atın üzerinde

            Önde bulunan iki asker figüründen ilki Çanakkale Savaşı’nda savaşmış askerleri temsil etmektedir. Arkada bulunan kadın figürü cephe gerisinde cepheye ikmal yapan Türk kadınını temsil etmektedir (Fotoğraf 4). Başında yemeni sıvalı kollarıyla sırtında tuttuğu top mermisi ile ayağının altındaki kayaları tırmanmakta ve çok güçlü bir figür oluşturmaktadır. Bu cephede kadın figürünün arkasında “Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini” yazısı Osmanlıca olarak yer almaktadır.

Fotoğraf 4 Cepheye mermi taşıyan Türk kadını


            
Elini gözlerine siper etmiş ileriyi gözetleyen kaputlu asker Çanakkale savaşındaki üniformasıyladır (Fotoğraf 5). Tüfeğindeki süngü göğüs göğse çarpışmaya hazır olduğunu göstermektedir. Heykel bıyıklı bir figür olarak yapılmıştır.



Fotoğraf 5 Mavzerli Türk Askeri

            İkinci Mehmetçik eliyle silah arkadaşlarını çağırır şekilde durmuştur. Kurtuluş savaşında vatanı savunan askerleri temsil etmektedir (Fotoğraf 6).
Fotoğraf 6 Kurtuluş Savaşında Mehmetçik



            Kaidenin dört kaidesi üzerinde Osmanlıca yazılmış hitabeler bulunmaktadır. Kaidenin sağ tarafında ”Düşman ordusunu vatanın harimi ismetinde boğarak, behemahal naili halâs ve istiklâl olacağız” ve kaidenin sol tarafında: “Düşmanın anâsırı asliyesi imha edilmiştir. Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri.” yazmaktadır (Doğramacı, 2010).
            Dönemin şartları içinde anıtın yapımına para bulabilmek için bağış toplanmış ve anıtın tamamı bu bağış sayesinde yapılmıştır. Milletin bir armağanı olarak Ankara Ulus meydanına dikilmiştir.

            İlk Meclis

            İlk meclis İttihak Terakki Cemiyeti’nin parti binası olarak 1915 yılında inşaatına başlanıp sonradan meclise çevrilmiştir. Bir süre okul olarak da kullanılmıştır. 1920 yılında Mustafa Kemal Ankara’ya geldiğinde burayı meclis olarak kullanmak istemiştir. 23 Nisan Cuma günü 115 milletvekili ile hutbeler okunarak ilk meclis binası açılmıştır Binanın meclis olarak kullanılması için okullardan sıralar getirtilmiştir. Binanın içinde birçok sorun bulunmasına rağmen ilk milletvekilleri buraya gelmiştir. Ankara o zaman küçük bir kasaba görünümünde kale etrafında yerleşimi olan bir kenttir. Ankara kalesinin aşağısına kurulan ulus meydanı kale civarında kurulan at pazarının pis suları altında kalmaktadır. Mustafa Kemal buranın altyapı işlerine öncelik vermiştir. Ayrıca Ankara’nın gelişmesi için milletvekillerinin Ankara esnafından alışveriş yapmalarını istiyor.
 
Fotoğraf 7 Birinci meclis 
               Ankara ve meclisin halinin bu durumu karşısında milletvekilleri Ankara’ya eşlerini getirmekten çekinirler. Mebuslar Ankara’da kalacak yer olarak bir okul yatakhanesini lojman olarak kullanırlar. Çamaşırlarını kendileri yıkayıp yatakhanenin koridorlarına asarak kurutmaktadırlar. Tüm bu zor şartlar içinde bu mecliste Türkiye tarihinin en önemli kararları alınmıştır. Türkiye’nin ilk anayasasının kabulü, cumhuriyetin ilanı, saltanatın ilgası, Lozan antlaşmasının kabulü bu binada gerçekleşmiştir. Bina şu anda Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak kullanılmaktadır.     

İkinci Meclis Binası

            1924 yılına kadar kullanılan ilk TBMM Kurtuluş Savaşı kararlarını almış meclistir. Kurtuluş savaşının zafer ile sonuçlanmasının ardından düşman işgalinden kurtulan şehirlerden mebuslar meclise gelmeye başlamış, ilk başta 115 olan milletvekili sayısı artmıştır. Bu durumda ilik meclis yetersiz kalmış ve ikinci meclise geçilme kararı alınmıştır. İkinci meclis Cumhuriyetin omurgasını oluşturan inkılâp ve devrim kararlarının alındığı yerdir.
Fotoğraf 8 İkinci meclis 
            İkinci meclis 1923 yılında mimar Vedat Tek tarafından tasarlanmıştır. 1960 muhtırasına kadar ikinci meclis kullanılmaya devam edilmiştir. Binanın dış cephesinde ilk meclis binasında olduğu gibi Ankara taşı da denilen andezit kullanılmıştır. Kahverengi bu taş Ankara’nın doğal taşı olarak binalara rengini vermiştir. Saçaklı çatısı ile dış cephe hem hareketlilik kazanmış hem de klasik Türk mimarisinin örnek alındığını göstermektedir. Cam boşlukları lento yerine dik kemer şeklinde yapılmış, etraflarında bordür kullanılmıştır. Bu görüntü Anadolu Selçuklu mimarisinin bir yansımasıdır. Bu ve diğer ilk Cumhuriyet mimarisi örnekleri bulunduğu coğrafyanın özelliklerini göstermesi bakımdan önemli ayrıntılara sahiptirler.
            Dikmen’de bulunan üçüncü meclis 1961 yılında açılana kadar ikinci meclis kullanılmaya devam edilmiştir. İkinci mecliste toplantı salonu dışında çok az sayıda oda bulunmaktadır. Bakanlar için yeterli oda bulunmamakta bu yüzden birden fazla bakan aynı odayı kullanmaktadır. O yıllarda bakanlar yabancı heyetleri frak giyerek ağırlarlardı. Ancak yeterli sayıda frak olmadığı için yabancı heyet ile görüşecek bakanlar nöbetleşe tek bir frak giydikleri söylenir.
            Milletvekili ve bakanlar için ayrı oda ihtiyacı, hızla artan nüfus ve ihtiyaçlar ikinci meclisin yetersiz kalacağını göstermiştir. Bunun üzerine Mustafa Kemal yeni meclisin yapımı için bir yarışma düzenlemiştir. Yarışmayı Clemens Holzmeister adındaki Avusturyalı mimar kazanmıştır. 1938 yılında üçüncü meclisin projelerini oluşturulmuştur. Bu meclis antik yunan tarzı sütunlara sahip büyük ve yüksek bir bina olması ile ilk iki meclisten mimari açıdan farklıdır. Ancak diğer meclis binalarında olduğu gibi şatafattan kaçınılmıştır. Bu dönemin devlet binalarının ortak özelliği yüksek katlı değil daha yatay mimariye sahip olmalarıdır.

            Jansen Planı

            Cumhuriyetin kurulmasının hemen ardından Ankara için bir şehir planına ihtiyaç duyulmuştur. 1924-1925 yıllarında bu planı yapan Alman Carl Christoph Lörcher’dir. Bu plandan sonra daha büyük ölçekli bir şehir planına ihtiyaç duyuluyor. 1927 yılında şehir planlaması için bir yarışma düzenleniyor. Bu yarışmayı gene Alman bir mimar olan Hermann Jansen kazanır. Jansen daha önce Berlin’in şehir planlamacısı olarak çalıştığı için Ankara’nın planın da Berlin’e benzediği söylenir. Ulus devlet olarak Prusya modelini benimseyen yeni cumhuriyet, başkenti Ankara için de kendine örnek olarak Berlin’i seçmiştir. İstanbul için ise Roma’ya benzediği söylenebilir.
            Şehir içinde ulaşımın sağlanabilmesi için ilk olarak Jansen öncülüğünde EGO kurulmuştur. EGO Elektrik Gaz Otobüs anlamına gelmektedir.
            1928 yılında kabul edilen plan 1932 yılından itibaren uygulanmaya başlanır. Uygulama aşamasının başlaması ile birlikte yeni yapılacak binaların finansmanını 1926 yılında kurulan Emlak ve Eytam Bankası üstlenmiştir.
            Jansen planında geniş bulvarlar etrafında kamu binaları bulunur. Ankara’nın yeşil bir kent olmasını sağlamak için batıda Atatürk Orman Çiftliği arazisi için yer bırakılır. Bu arazi şehrin içinde büyük bir yeşil alan olarak düşünülmüştür. Jansen’in ikinci önemli aksı olan Atatürk Bulvarı Sıhhiye’de son bulmaktadır. Sıhhiye adından da anlaşılacağı üzere hastaneler bölgesi olarak düşünülmüştür. Hacettepe tepede kalan yapısı ile temiz bir havaya sahip olduğu için ilk hastaneler oraya kurulmuştur. Yol Çankaya Köşküne kadar uzanmaktadır. Dikmen ve Kavaklıdere ise üzüm bağları ile kaplı yerler olarak koruma altına alınmıştır Jansen planında.
            Jansen planı hiçbir zaman tam olarak uygulanamamıştır. 1950’ler sonrası hızlı kentleşme ile plandan tamamen vazgeçilmiş olduğu görülüyor. Ankara’nın Berlin’ benzeyen güzel mimari havası da böylece bozulmuş oluyor.

            Ankara Palas

            Eski adı Ankara Vakıf Oteli olan Ankara Palas İkinci Meclisin tam karşına 1924-1927 yılları arasında yapılmıştır. Mimar Vedat Tek tarafından başlanan yapı daha sonra mimar Kemalettin Bey tarafından devam ettirilmiş ancak ömrü bitirmeye yetmemiştir. Selçuklu yapılarına benzer şekilde giriş öne çıkartılmıştır. Ankara taşı ve geniş saçak çıkmaları motiflerle benzenmiş Osmanlı yapılarından esinlenilmiştir. Binada İstanbul yalılarına benzer şekilde kuleler göze çarpmaktadır.
Fotoğraf 9 Ankara Palas Giriş Kapısı 

            İkinci meclis ile beraber batının ilgisi yeni kurulan cumhuriyetin üzerindedir. Yapılan inkılâp ve devrimler Mustafa Kemal tarafından tüm dünyaya anlatılmak istenir. Önemli gazeteci ve muhabirler akın akın Ankara’ya gelir. Ankara, açılmaya başlayan elçiliklerle dış dünyanın ilgi odağı halindedir. Heyet ve yabancı misafirleri ağırlayacak kokteyl ve balo gibi organizasyonların düzenlenebileceği bir mekâna ihtiyacı sonucunda Ankara Palas’ın yapımına karar veriliyor.
Saçak Detayı
Fotoğraf 10 Ankara Palas'ın saçak detayları
            Birinci meclis üyeleri İstiklal Harbi sırasında görev alan yerel halktan insanlardır. Bu insanlar daha çok köy hayatından gelmektedirler. Bu açıdan ilk meclisin halkı yansıtan bir meclis olduğu söylenebilir İkinci mecliste ise biraz daha elitleşmiş bir milletvekili yapısı bulunmaktadır. Mustafa Kemal İstanbul’da kapatılan Meclisi Mebussan üyelerini affederek yeni mecliste yer almalarını sağlıyor. Bu vekillerin ilk vekillere göre halktan kopuk bir tabakadan geldiği söylenebilir. Daha şehirli ve eğitimli vekiller, bakanlıklara büyükelçiliklere atanarak yeni kurulan cumhuriyetin ihtiyaç duyduğu eğitimli yönetici kitlesini oluşturmuşlardır. Ankara Palas da tam olarak bu kesime hitap eden sosyal bir mekân olarak ortaya çıkar.

İş Bankası Binası

             26 Ağustos 1924 günü bizzat Mustafa Kemal’in emri ile Türkiye İş Bankası kurulmuştur. 1 Milyon sermayeli İş Bankası’nın ilk genel Müdürü daha sonra başbakan ve Cumhurbaşkanı da olacak olan Celal Bayar’dır. Ulus İş Bankası binası 1929 yılında mimar Giulio Mongari tarafından yapılmıştır. Ankara’nın ana meydanı olarak tasarlanan Ulus Meydanına bakan oval yüzü ile bir üçgen oluşturmaktadır. 
Fotoğraf 10 Türkiye İş Bankası Ulus Binası

Eski Gümrük Müsteşarlığı Binası

            Mimar Yahya Ahmet Bey tarafından 1925 yılında yapılan bina 1937 yılına kadar başvekâlet olarak kullanılmıştır. Daha sonra Maliye bakanlığına devredilen bina bir ara Gümrük Müsteşarlığına tahsis edilmiştir. Bu tahsis kaldırılarak şu an Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi olarak kullanılmaktadır. 1. Ulusal mimari akımına uygun şekilde Selçuklu tarzı öne çıkartılmış girişlere sahiptir. Osmanlı tarzı süslemeli saçak çıkmaları bulunmaktadır. Sağdan ve soldan girişlerin olması o zamanlar hala haremlik ve selamlık girişlerin olmasından dolayıdır.

İnhisarlar (Tekel) Başmüdürlük Binası


            Giulio Mongeri’nin mimari olduğu bu bina tekel başmüdürlük binası olarak 1928 yılında Ulus’a yakın bir köşeye inşa edilmiştir. Köşede bulunan girişi üzeri kurşunla kaplı bir kule görüntüsündedir. Saçak çıkmaları ile Osmanlı mimarisi esintileri taşımaktadır. Bina bugün Yunus Emre Enstitüsü tarafından kullanılmaktadır. Dış cephesi gene Ankara taşından yapılmıştır. Pencere boşlukları 1. ve 3. katta, sivri kemer biçimde yapılmıştır. Ara kat pencereleri üst kat pencere boşluklarının devamı görünümündedir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası


            Mimar Clemens Holzmeister tarafından 1931-1933 yılları arasında yapılan bina, ilk olarak Emlak ve Eytam Bankası olarak düşünülmüş ancak Atatürk’ün isteği ile Merkez Bankası binasına dönüştürülmüştür. Bugün halen merkez bankası tarafından kullanılmaktadır. Yapı sade bir dış cepheye sahiptir. Renk olarak dönemin mimarisine uygundur. Yatay geniş bir kütle olan yapının dikdörtgen pencereleri dikey sütunlar halinde bölünmüş böylece yapının yatay uzunluğuna denge getirilmiştir. Merdivenli giriş üç açıklıklı ve iki sütundan oluşan bir girintinin içine alınmıştır. Sütunlar üç kat boyunca uzatılarak yapı ile bir bordür kiriş ile birleşimi sağlanmıştır. Eski Fotoğraflarında 4 kat olarak gözüken yapı bugün beş kattır. Yan cephelerdeki iki kat boyunca devam eden çıkmalar yan cephelere hareket kazandırmıştır. Ön cephe yükseltilerek çatı gizlenmiştir.



            Ulusa giden meydan üzerinde Clemens Holzmeister’ın 1934- 1935 yılları arasında yaptığı bina bugün PTT pul müzesi olarak kullanılmaktadır. Daha önce bu yapının karşısında bulunan merkez bankasının da mimarı olan Holzmeister, burada ön cephedeki sütun sayısını 7’ye çıkartmıştır. Cephede zemin katta bulunan çıkma ikinci katta bir balkon oluşturmuştur. Bu alan beyaz mermer ile kaplanarak daha çarpıcı hale getirilmiştir. Binada gene diğer binalarda olduğu gibi Ankara taşı kullanılmıştır. Çatı ise gene merkez bankası örneğinde olduğu gibi cepheden yükseltilen kalkan duvarı arkasına gizlenmiştir.

TCDD Gar Binası


            Jansen planının en önemli aksı Tren Garı-Ulus Meydanı aksıdır. Bu aksın son noktası olan Ankara garının inşası 1935 yılında başlar ve gar 1937 yılında açılır. Bayındırlık Bakanlığı mimarlarından olan 25 yaşındaki Şekip Sabri Akalın projeyi üstlenmiştir. Henüz yeni mezun bir mimar olan bu genç, Ankara’ya anıtsal bir mekân bırakmıştır. Giriş 7 açıklıklı 6 sütunun taşıdığı yüksek tavanlı bir yapıdadır. Yanlardaki oval yapılar giriş yüksekliğini aşarak kule görünümünü alır. Sağ ve sol tarafta 3er ve 2 şer kat olarak azalan yapı yüksekliği orta bölmedeki girişin ihtişamlı görünüşüne katkı sağlar. Bina bugün hala TCDD bünyesinde aktif olarak kullanımdadır. İç mekânda yüksek tavan, ferah ve heybetli bir yapı ortaya çıkartır. Bina demiryoluna paralel olarak 150 metre boyunca uzanır.



Doç. Dr. Özgür SARI’nın 15 Mayıs 2018 tarihindeki ders notlarıdır. Fotoğraflar Barış Durukan’a aittir.

Yararlanılan Kaynaklar


 http://www.yapi.com.tr/haberler/tarihi-binalarin-oykuleri_49028.html 

 http://kentvedemiryolu.com/bir-garin-tarihinde-yolculuk/ 

Doğramacı, B. (2010). Bir BAşkentin Oluşumu. Haziran 12, 2018 tarihinde Goethe Institu: http://www.goethe.de/ins/tr/ank/prj/urs/geb/mon/mon/trindex.htm 

Ergir, Y. (2017). Ulus Zafer Anıtı Yapımı. Haziran 12, 2018 tarihinde Yalçın Ergin'in Kişisel Web Sitesi: http://www.ergir.com/2017/ulus_zafer_aniti_yapimi.htm 

İmo. . http://www.imo.org.tr/resimler/ekutuphane/pdf/23.pdf 

Türkiye İş Bankası.  O günlerden bu günlere. Haziran 13, 2018 tarihinde Türkiye İş Bankası Web Sitesi: https://www.isbank.com.tr/TR/hakkimizda/bizi-taniyin/tarihimiz/o-gunlerden-bugunlere/Sayfalar/o-gunlerden-bugunlere.aspx 

Yazman, D.  Geçmişin Mimarisi Ankara 2. Haziran 13, 2018 tarihinde Arkitera: http://www.arkitera.com/haber/14101/gecmisin-modern-mimarisi--ankara---2 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder