7 Ocak 2018 Pazar

Gesteland’ın Kültürel Boyutları

        Richard R. Gesteland iş hayatında kültürel farklılık davranışlarını karşılıklı olarak incelemiştir. Amerikalı bir iş adamı olan Gesteland 30 yıl boyunca 45 farklı kültürü incelemiş ve bu kültürlerin davranışlarını karşılaştırmalı olarak ele almıştır. 4 boyutta incelenen kültürel davranışları bölge bazlı olarak ele almıştır. Bu 4 boyut anlaşma odaklı - ilişki odaklı, formal – informal,  monokronik – polikronik, iletişime açık – içine kapanık şeklinde sıralanabilir.




            Anlaşma Odaklı – İlişki Odaklı Kültürler
            Anlaşma odaklı kültürlerde yazılı anlaşma ikili ilişkilerden daha önemli bir yer kaplar. Kuzey Avrupa, Kuzey Amerika, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi kültürler anlaşma odaklı kültürler olarak sıralanmıştır.
            İlişki odaklı kültürlerde ise önemli olan kişiler arası ikili ilişkilerdir.  Arkadaşlık, dostluk, aile gibi kavramlar bu kültürlerde önemli bir yer tutar. Karşısındakinin durmak istediklerini söylemek gerçeği söylemekten daha önemlidir. Bu kültürler iş yaşamını kişiselleştirebildikleri için iş anlaşmazlıklarını kişiselleştirebilmektedirler yada karşı tarafı kırmamak için bazen doğruları söylemekten çekinebilmektedirler. Ortadoğu, Latin Amerika, Çin ve Japonya gibi bazı Asya kültürleri bu sınıf içerisinde yer almaktadırlar.
            Formal – İnformal Kültürler
            Formal kültürler hiyerarşik bir yapıdadır. Burada kişilerin konum ve güçleri ön plandadır. Yaş, cinsiyet, eğitim, mevki, aile geçmişi, alıcı yada satıcı durumunda olmaları insanların statülerini belirlemesi açısından önemlidir. Japonya ve Çin gibi bazı Asya kültürleri, Orta doğu, Fransa, Almanya, İngiltere gibi bazı Avrupa Kültürleri bu sınıfa girer.
            İnformal kültürler ise eşitlikçi tutumlara değer verir ve statü arasındaki farklar çok büyük değildir. İnsanların statü ve mevkileri onlara bir avantaj sağlamaz. Bu tür kültürlere örnek Kuzey Amerika ve Kuzey Avrupa kültürleridir.
            Monokronik – Polikronik Kültürler
            Monakronik kültürlerde dakiklik ve programa uyma çok önemlidir. Görüşmelerin başlama ve bitiş zamanları kesin olarak bellidir. Herhangi bir gecikme kabalık olarak algılanır ve kabul edilemez. Örneğin bir toplantı esnasında çalan bir telefonun cevaplanması hoş karşılanmaz. Her zaman diliminde tek iş yapmak esastır. Alman, Japon, Amerika ve Norveç gibi ülkeler bu tür ülkelerdir.
            Polikronik kültürlerde dakiklik daha az önemlidir ve zamanlamalar daha esnektir. Bu tür kültürlerde gecikmeler daha normal karşılanır. Toplantılar zamanında başlamayabilir ve uzayabilir Toplantı konusu dışına çıkılarak farklı konulara da geçilebilir. Toplantıların daha esnek olması yenilikçi ve yaratıcı fikirlerin oluşması açısından olumlu bir yön olarak ele alınabilir. Aynı anda birçok iş yapmak bu kültürde doğal karşılanır. Bu tür kültürler Fransa, Çin, Akdeniz ve Orta Doğu’dur.
            İletişime Açık – İletişime Kapalı Kültürler
            İletişim sadece sözcükler ile değil bu sözcükleri söylerken sesimizin tonu ve yüksekliği ayrıca beden dilimize de bağlıdır. İletişime açık kültürler daha yüksek ses tonu ve daha çok beden dili ile konuşurlar. Bir ortamda oluşan sessizlikten rahatsız olarak kolayca konuşma başlatabilirler. Fransa, Amerika, Akdeniz ve Ortadoğu kültürleri bu tür kültürlerdir.
            İletişime kapalı kültürlerde konuşma tonu daha normal ve alçak seviyededir. İnsanlar birbirlerinin kişisel alanına daha saygılıdır. Örneğin konuştukları kişinin dikkatini çakmak için karşısındakine dokunmazlar. Vücut dillerini daha az kullanırlar ve göz temasından kaçınırlar. Kuzey Avrupa, İngiltere, Çin, Japon kültürleri bu tip iletişime sahip kültürlerdir.

            TÜRK – YABANCI ORTAKLIKLARINDA ORTAYA OLUŞABİLECEK AVANTAJ VE PROBLEMLER
            Gesteland kültürel boyutları incelendiğinde Türk kültürü İlişki odaklı, Formal hiyerarşik bir yapıya sahip, polikronik ve iletişime açık bir kültürdür.
            Türk – Malezya Ortaklıkları
            Güneydoğu Asya kültürünün özellilerini taşıyan Malezya (Yeşil, 2013, s. 67,68) ilişki odaklı, formal, polikronik ve iletişime kapalı olarak özetlenebilir (Can, 2011). Kurulacak uluslar arası bir ortaklıkta her iki ülke de ilişki odaklı olduğu için yakın ikili ilişkilerin kurulması kaçınılmazdır. Yüzyüze görüşmeler ile bu yakınlığın artması sağlanabilirken uzaktan yazışmalar ile anlaşmak ise zor olabilir. Bu yüzden bu ortaklıkta görüşme ve tarafların birbirlerini tanımalarına önem verilmelidir. Yazılı ve uzaktan anlaşmak zor olacaktır.
            Her iki kültürün de formal yapısı gereği görüşme yapan kişilerin firmaların yetkilileri olmasına dikkat edilmeli ve muhataplar arasında hiyerarşik eşitlik bulunmalı. Bir taraf diğer tarafla görüşürken kendisinden daha üst bir mevkide kişi ile görüşürse sıkıntı ve çekince duyabilir daha alt mevkide bir kişi ile görüşürse ise kendisine önem verilmediğini aşağılandığını hissedebilir. Ayrıca yetkileri olmayan insanlar kararları kendi veremeyecekleri için görüşmeler sonuçsuz kalabilir. Bu yüzden her iki tarafta yetkili kişilerin yüz yüze görüşmesi sonuca daha çabuk varılmasını sağlar.
            İki kültürün de polikronik yapısı sebebi ile iş programlarının daha esnek yapılması ve işlerin zamanında bitirilemeyeceğinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bir mal yada hizmet istendiğinde son teslim günü daha erkene alınarak oluşabilecek gecikmelerin önüne geçilebilir. Düzenlenen toplantılar da bu özelliklere göre planlanmalıdır. Toplantı saatleri gecikebilir toplantı uzayabilir ve toplantı konuları değişebilir. Tüm bunlar göz önüne alındığında yaşanacak gecikmeler bu tür bir ortaklık için dezavantaj oluşturmaktadır.
            Güney Doğu Asya kültürüne sahip Malezya iletişimde her zaman güler yüzlü duygularını çok belli etmeyen ve seslerini yükseltmeyen bir toplumdur. Bu Türk kültürünün alışık olmadığı bir iletişim şeklidir. Sürekli güler yüz göstermeleri her şeyi kabul ettikleri gibi bir yanılgıya sebep olabilir. Türk kültürünün yüksek sesli ve duyguları açığa vuran beden dili ise karşı tarafa tehdit edici ve kaba gelebilir. Bu iletişim farklılıkları anlaşmayı oldukça zorlaştıracak bir dezavantaj olarak ele alınabilir.
            Bu iki ortaklık benzer kültürel özellikler olmasına rağmen iletişim bir dezavantaj olmaktadır. Her iki kültüründe ilişki odaklı olması iletişimi bir kat daha önemli hale getirmektedir. İletişimde tarafların birbirlerini yanlış anlamaları olasıdır.
            Türk – Japon Ortaklıkları
            Japon kültürü ilişki odaklı, formal, monokronik ve iletişimde içe kapanıktır. Her iki kültüründe ilişki odaklı olması ikili ilişkilerin önemini ortaya koyar. Bu konuda yazılı anlaşmadan çok her iki tarafta insan ilişkilerine önem verecektir.
            Her iki kültürün formal yapısı gereği ast – üst ilişkileri daha keskindir. Bu yüzden çalışanların görev yetki ve sorumluluklarına uygun mevkiler doğru biçimde verilmezse işler aksayacaktır. Örneğin bir mühendisin üstüne sadece idari işlerden görevli, teknik altyapısı olmayan bir amir atanması sıkıntı yaratabilir. Statünün önemi gereği ilişkiler ast – üst ilişkisinin gerektirdiği saygı çerçevesinde olması gerekir. Bunun dezavantajı bir formen proje müdürüne gördüğü bir yanlışı anlatamaz ya da anlatırken proje müdürü bunu kendisine yapılmış bir saygısızlık olarak ele alır. Saygı formel ilişkilerde çok önemli bir yer kaplar ve sorunlar çok çabuk kişiselleştirilebilir.
            Japon kültürü monokroniktir. Ancak gene de zaman ve programa daha az önem verirken kişiler ve olayın süreci daha önemlidir (Hall, 1983). Zaman ve programa daha az önem verirken kişiler ve olayın süreci daha önemlidir. Görüşmeler çok uzayabilir ve görüşmede önemli olan bir fikrin söylenmesi değil her iki tarafın da birbirlerini doğru şekilde anlayabilmesidir. Bu iki tarafın anlaşabilmesi açısından bir avantaj olarak ele alınabilecekken zaman yönetimi açısından bir dezavantaj olabilmektedir.
            Japonlar genelde güler yüzlü saygılı bir iletişim içindedirler. Bu yüzden katılmadıkları fikirleri ifade etmekte zorlanırlar. Karşı fikir sunmak ya da olumsuz cümleler kurmak Japonlar için zordur. Güler yüzle dinlemeleri yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Yüz yüze iletişim açısından bu bir dezavantaj doğurur. Ayrıca Türk kültürünün iletişime açık yapısı Japon kültürüne pek uygun değildir. İletişim bu iki ortaklıkta karşılaşabilinecek en önemli sorundur çünkü diğer kültürel boyutlar bağlamında birbirlerine yakın kültürler olduğu görülmektedir.


            Türk – Yunan Ortaklıkları
            Yunan ve Türk kültürleri Gesteland kültürel boyutlarına göre 4 boyutta da birbirine benzerdir.  Genel olarak Akdeniz kültürünün özelliklerini taşırlar (Başol, 2014, s. 45). İlişki odaklı yapıları gereği aile ve arkadaşlık çok önemlidir. İş hayatında da iş yaptıkları kişiye sadece bir iş olarak değil bir arkadaş olarak da yaklaşırlar. Bu yüzden arkadaşlık kurmak önemlidir. Böyle bir ortaklıkta benzer kültürlerden olmak ilişki odaklılık açısından bir avantaj oluşturabilecekken arkadaşlık kurulamaması durumunda bir dezavantaja dönüşür. İki toplumun tarihsel yakınlığı ve düşmanlığı karşılıklı tarafların görüşlerini etkileyebilir. Bu yüzden ilişki odaklılık boyutu böyle bir ortaklıkta ilişkilerin kurulup kurulamamasına bağlı olarak avantaj ya da dezavantaj olarak gerçekleşebilir.
            İki kültür de formal yapıya sahip hiyerarşik kültürlerdir. Makama verilen bu önem her iki kültürde de aynı olması bir avantajdır.
            Akdeniz kültürünün en genel özelliği olan polikronik yapı iki tarafın birbiri ile anlaşmasını kolaylaştıracak bir avantaj iken her iki tarafında zaman yönetimi konusunda kültürlerinden gelen bir zaafı olması sebebiyle bu iş için bir dezavantaja da dönüşebilir.
            Sözcüklerle olduğu kadar vücut dili ile de anlaşan bu iki kültürden oluşan ortaklıkta bu benzerlik bir avantaj olacaktır.
            Türk – Rus Ortaklıkları
            Rus kültürü yazılı ve imzalı metne önem verse de insan ilişkileri ile işlerin yürütülmesinden dolayı ilişki odaklı, formal, Monokronik (Tunç & Özen Kutanis, 2016, s. 223), iletişime açık bir yapıdadır. İlişki odaklı yapıları ile anlaşma metinlerinden ikili ilişkilerin geliştirilmesi önemlidir. İki ülkenin bu konudaki benzer yaklaşımı bir avantajdır. Her iki kültürde de formal bir yapı vardır. Hiyerarşik yapıda olan bu iki kültürün kolay anlaşabileceği düşünüldüğünde bu bir avantaj sağlar. Rusya’da dakiklik önemli ve geç kalmak hakaret olarak algılanabilir bu bağlamda Türk kültürünün polikronik yapısı sebebi ile zaman konusunda yaşanacak sıkıntılar bu tür bir ortaklıkta dezavantaj oluşturur. Ancak bazı kaynaklar Rus kültürünü polikronik yapıda ele aldığı düşünülürse bu dezavantaj çok fazla önem arz etmeyebilir.
            Her iki kültür iletişime açık yapıya girse de Rus kültürü Türk kültürüne göre daha iletişime kapalı bir kültürdür. Ancak bu kültürel boyutta Rus kültürünün Türk kültüründeki iletişime açıklığı olumlu yönde algılamasından ve Türk kültüründe Rus kültürünün daha soğuk olarak bilinmesinden dolayı her hangi bir dezavantajla karşılaşılmayacaktır.
            Türk – İspanyol Ortaklıkları
            İspanya her ne kadar anlaşma odaklı olsa da ilişkilerde belli bir önemi vardır. İki Akdeniz kültürü bu açıdan benzerdir ancak anlaşma odaklılık İspanyol kültüründe daha ağır basmaktadır. Bu açıdan anlaşmada bulunmayan ya da anlaşmaya aykırı durumlarda oluşabilecek fikir ayrılıkları sorun teşkil edebilir.
            Her iki kültürün formal yapıda olması bir avantajdır. İspanya’nın monokronik olarak sınıflandırılan yapısı polikronik Türk kültürü ile uyuşmasa da İspanyol kültürü için dakiklik çok üst düzeyde bir gereksinim değildir. Bu bağlamda bu farlılık bir sorun teşkil etmez. Her iki kültürün iletişime açık olması anlaşma açısından bir avantajdır.
            Türk – Alman Ortaklıkları
            Türk – Alman Kültürleri çok farklı olmasına rağmen tarihsel süreçte çok fazla ortaklık yapılmıştır. Anlaşma odaklı Alman kültürü için kurallar neredeyse bir kutsallık içerir gibi bir algı mevcuttur. Buna rağmen Volkswagen skandalı gibi olaylar bu kültürel ayrımların çok da geçerli olmadığını ortaya koymuştur. Genel olarak ilişki odaklı Türk kültürü anlaşma odaklı Alman kültürü ile ortaklık yapması zor görünmektedir. İşin başında plan yapan ve yol haritasını çizen Alman kültürü “Kervan yolda dizilir” diyen Türk kültürü ile çatışması muhtemeldir.
            Her iki kültürün formal boyutu birbirine benzer olmakla beraber Alman kültürünün daha eşitlikçi yapıda olması bir fark yaratmaktadır. Bu durum dezavantaj taratabilir. Alman kültürü monokroniktir. Hatta monokronğin tanımı tam olarak Alman kültürüdür. Türk – Alman ortaklığında sorun yaratacak en önemli kültürel boyut budur. Zaman konusunda kesin sınırları olan Alman kültürü il zaman konusunda çok esnek olan Türk kültürü arasında sorun çıkmaması imkansıza yakındır. Bu durum planlama, toplantı, görüşme sürelerinde büyük sıkıntı yaratacaktır. İletişime açık Türk kültürü ile soğuk Alman kültürünün bir başka anlaşamama noktası iletişim olacaktır. Bu da anlaşmada ve iletişimde büyük bir dezavantaj oluşturacak taraflar birbirlerini anlarken zorlanacaktırlar.



Kaynakça

Başol, R. Ö. (2014). Akdeniz Çalışma Kültürü. Kırklareli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi , 38-49.

Can, F. (2011, Mart 26). Kültür&sanat. Aralık 29, 2017 tarihinde Doğru Haber: https://dogruhaber.com.tr/haber/851-guler-yuzlu-muslumanlarin-ulkesi-malezya/ adresinden alındı

Hall, E. T. (1983). Farklı Kültürlerde İletişim. Aralık 29, 2017 tarihinde Uluslararası İş kültürü: http://iskulturu.com/is-kulturu/edward-t-hall/ adresinden alındı

Tunç, T., & Özen Kutanis, R. (2016). RUS ÖRGÜT KÜLTÜRÜ: KÜLTÜR, YÖNETİM, LİDERLİK VE İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNDE DEĞİŞİM BAĞLAMINDA BİR DEĞERLENDİRME. Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi , 215-237.

Yeşil, S. (2013). KÜLTÜR VE KÜLTÜREL FARKLILIKLAR: LĐDERLĐK AÇISINDAN TEORİK BİR DEĞERLENDİRME. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi , 52-81.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme