12 Ekim 2018 Cuma

Hayvan Çiftliği



Hayvan çiftliği, George Orwell’ın 1984 adlı kitabı ile birlikte en çok bilinen kitabıdır. Her iki kitap da distopya olmakla birlikte Hayvan Çiftliği kırsal bir distopyayı anlatmaktadır.  George Orwell kitabı 1943 Kasım -1944 Şubat tarihleri arasında yazarken ikinci dünya savaşı tüm hızıyla devam etmekteydi. Bu savaş ortamında Fabl türünde bir masal yazmıştır. Kitabın alt başlığı olarak da Orwell Bir Peri Masalı ismini koymuştur. Kitabın konusu İngiltere’de bir çiftlikte geçmektedir. Hiciv tarzında yazılmış ve içinde bol gönderme barındıran bir kitaptır. Kitapta hayvanlar üzerinden düzen eleştirisi alegoriler ile anlatılmıştır. Her hayvanın tek tek bir karakteri olmasa da bazı hayvanlar kitapta öne çıkmaktadır. Kimi hayvanlar gerçek hayattaki kişileri temsil etmekte kimileri ise genel olarak bir düşünceyi savunan grubu temsil etmektedirler.



George Orwell

            Yazarın doğumdaki adı Eric Arthur Blair’dır. 1903 yılında Bengal’in Montihari kentinde doğmuştur. Babası Hindistan’da görevli bir İngiliz, annesi ise Birmanya’da kereste ticareti yapan bir Fransız’dır. Eğitim çağına geldiğinde İngiltere’ye yollanmış ve İngiltere’nin en köklü koleji olan Eton kolejini burslu olarak kazandı. Burada Cesur Yeni Dünya’nın ünlü yazarı Aldous Huxley’den ders alma şansı buldu.

Üniversiteye gitmeyen Orwell kolej sonrası Birmanya’ya giderek polis teşkilatında müfettiş yardımcısı oldu. Burada İngilizlerin acımasız bir sömürgecilik uyguladığını gördü ve 2 yıl sonra istifasını vererek Avrupa’ya döndü. Birmanya’da yaşadıklarından suçluluk duyan yazar Londra ve Paris’te dilenciler arasında yaşadı ve bulaşıkçılık yaptı. Daha sonra Birmanya’da yaşadıklarını Burma Günleri (1934) adı altında yayınladı. Avrupa’ya döndüğünde yaşadıklarını kitaplaştırdığı Paris ve Londra’da Beş Parasız (1933) yazarın ilk kitabıdır.

1937 yılına gelindiğinde George Orwell iç savaşta olan İspanya’da muhabir olarak bulunmaktaydı. Barselona’da sosyalistlerin kurduğu komünde sömürünün olmadığı eşitlikçi bir yaşantı Orwell’ı çok etkiledi. Öyle ki zayıf bünyesine rağmen İspanya Marksist Birleşik İşçi Partisi saflarında savaşa katılmaya karar verdi. Teruel cephesinde boynundan vurularak ağır yaralandı ve cephe gerisine Barselona’ya tedavi için geri gönderildi. Burada tedavi olurken gördükleri kendisini şoke etti. Kentte Stalinist görüşlere sahip İspanya Komünist Partisi hâkim olmuş ve diğer tüm sol-sosyalist fraksiyonları tasfiye etmeye başlamıştı. Franko’nun faşist rejimine karşı savaşırken sosyalistlerin iç çatışma yaşaması ve bunun sorumlusunu Stalin olarak görmesi ileriki siyasal görüşlerini de etkiledi. İspanya’dan ayrılıp bir yıl sonra yaşadıklarını Katalonya’ya Selam adı altında yayınladı.

İngiltere’ye dönen yazar İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması ile birlikte BBC’de muhabir olarak işe başladı. Savaş devam ederken bu görevinden istifa edip sosyalist Tribune dergisinde çalışmaya başladı. 1944 yılında Hayvan Çiftliği’ni, 1949 yılında ise Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’ü yazdı. 1950 yılında 46 yaşında veremden ölmüştür.

Dönemin Özellikleri

Kitap insanlık tarihinin en kanlı savaşının yaşandığı İkinci Dünya Savaşı döneminde yazılmıştır. 1917 yılında Ekim devrimi ile kurulan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin başında kurucu Lenin’den sonraki lideri Stalin bulunmaktadır. Stalin, kurduğu baskıcı düzen ile kendisine rakip olabilecek tüm kişileri bertaraf etmiştir. Bunlar arasında Sovyet Komünist Partisinin en önemli figürlerinden Troçki’de vardır. Troçki önce Sovyetlerden İstanbul’a kaçmak zorunda kalmış ve Büyükada'da yaşamıştır. Daha sonra çeşitli ülkelerde sürgün hayatı yaşayan Troçki Meksika’da bulunduğu sırada Stalin’in tetikçisi tarafından öldürülmüştür. Stalin hiçbir muhalefete ne ülke içinde ne de dışında izin vermemiş ve bir diktatör olarak ülkeyi yönetmiştir. Sanayi politikası gereği tarımda çalışan birçok kişiyi fabrikalarda işçi olmaya zorladı, karşı çıkanları Sibirya’ya sürgüne gönderdi hatta öldürdü. Kitabın da temel anlatısı Sovyetlerdeki Stalin rejimidir.

1943 sonu ve 1944 başı İkinci Dünya Savaşı’nda Sovyetlerin tüm müttefiklerce kahraman olarak görüldüğü yıllardır. Nazi Almanya’sı batısındaki Fransa’yı işgal etmiş durumdadır. Güneyinde kalan İspanya ve İtalya’da ise dost faşist rejimler vardır. Paris’ten Moskova önlerine kadar tüm Avrupa Nazi Almanya’sının elindedir. Bu güçlü Alman ordusu ile Avrupa’da bir tek Stalin’in Kızıl Ordu’su çarpışmaktadır. Öyleki savaş bittiğinde 11 Avrupa başkentini işgalden Sovyetler kurtarmıştır. Tüm bunlara rağmen Orwell bir Stalin eleştirisi olarak ele alınabilecek kitabını yazmaktan çekinmemiştir. Kendisi bizzat İspanya İç Savaşı’nda Stalin’in gerçek yüzünü görmüştür.

Dönemin bir başka özelliği kapitalist bloktaki devletlerin sömürgecilik ile tüm dünyaya yayıldığı bir dönem olmasıdır. Kapitalistler ülkelerinde de işçiler ile sürekli çatışma halindedirler. Sosyal devlet anlayışının olmadığı o yıllarda işçiler çok zor şartlarda güvencesiz çalışmaktadırlar. İngiltere’de sık sık işçi grevleri oluyor ve bunlar sert bir şekilde bastırılıyordu. Kitap dönemin bu işçi sömürüsünü hayvanlar üzerinden anlatmaktadır.

Kitap Özeti

Kitap İngiltere’de bulunan Beylik Çiftlik’inde geçer. Çiftliğin sahibi sürekli sarhoş olan ve çiftliği ile yeterince ilgilenmeyen Bay Jones’tur. Çiftlik içinde çeşitli hayvanlar, bahçeler ve tarlalar bulunur.  Bir gün tüm hayvanlar Koca Reis adındaki yaşlı domuzun rüyasını dinlemek için toplanırlar. Koca Reis hayvanlara her türlü eziyetin edildiğini, hayvanların yavrularının insanlar tarafından çalındığını söyler. Zor zar yaşamaya yetecek kadar yem verildiğini, çok çalıştırıldıklarını ve en sonunda da boğazlanarak öldürüldüklerini anlatır. Tüm bunların sorumlusu da insandır. İnsan ise hiçbir işe yaramayan sadece yeyip içip hayvanlara eziyet eden bir yaratıktır. İnsanlar olmasa hayvanlar bolluk içinde özgürce yaşayacaktırlar. Koca reis şöyle seslenir hayvanlara:
        Yoldaşlar ömrümüz çalışıp didinmekle geçiyor. Yaşayacak kadar yiyecek verirler, canımız çıkana kadar çalıştırırlar, işlerine yaramaz duruma geldiğimizde ise acımasızlıkla bizi boğazlarlar. Tek gerçek düşman insandır.
Konuşmasının sonunda Koca Reis rüyasında gördüğü İngiltere’nin Hayvanları şarkısını söyler. Şarkı hayvanların yüreğine bir coşku salmıştır. Defalarca şarkıyı söylerler. Ancak Bay Jones gürültüden uyanır ve avluya tilki girdiğini zannederek ateş eder. Bunun üzerine tüm hayvanlar susup sessizce ahırlarına dönerler.

Koca Reis birkaç gün sonra ölür. Anlattıkları tüm hayvanları özellikle de domuzları etkilemiştir. Domuzlar insanlara karşı bir ayaklanma için hayvanları örgütlemeye başlarlar. Ancak evcil kuzgun Moses göklerdeki, bulutların üstünde yer alan Balbadem diyarını anlatarak hayvanların devrimden uzaklaştırmak ister. Bu dünyada çekilen acılar önemsizdir önemli olan Balbadem diyarındaki sonsuz mutluluktur der.

Tüm bunlar olurken bir cumartesi günü çiftlik sahibi ve çalışanlarının ilgisizlikleri yüzünden hayvanlar bütün gün boyunca aç kalır. Gece olduğunda hayvanlar artık açlığa dayanamaz ve ahırlarının kapılarını kırarak önce yemliğe giderler. Çiftlikteki insanlar seslere uyanıp hayvanların yanına gider ve onları tekrar ahırlarına sokmak isterler ama hayvanlar şimdiye kadar görülmemiş bir şekilde karşı koyarlar. İnsanlar başta hayvanlara direnmeye çalışsalar da hayvanlar kendilerini sakinleştirmeye çalışan insanları kovup çiftliği ele geçirirler. Artık çiftlik hayvanların kontrolündedir. Çiftliğin adını değiştirerek Hayvan Çiftliği yaptılar. Hayvanlar çiftlik sahibinin evine girip incelerler ve burada hiçbir hayvanın kalmaması gerektiğine karar verirler. Artık burası müze olarak kullanılacaktır.

Domuzlar hayvanları toplayıp bir konuşma yaparlar ve hayatta kalabilmeleri için çiftlikteki üretimin devam etmesi gerektiğini söylerler. Okuma yazmayı çöplerdeki yazılardan öğrenmiş olan domuzlar hemen ahırın duvarına geçerek uyulması gereken yedi emri yazarlar.
1.      İki ayaküstünde yürüyen herkesi düşman bileceksin.
2.      Dört ayaküstünde yürüyen ya da kanatları olan herkesi dost bileceksin.
3.      Hiçbir hayvan giysi giymeyecek.
4.      Hiçbir hayvan yatakta yatmayacak.
5.      Hiçbir hayvan içki içmeyecek.
6.      Hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmeyecek.
7.      Bütün hayvanlar eşittir.
Hayvanlar coşku ile İngiltere'nin Hayvanları şarkısını söylediler. Daha sonra tüm hayvanlar hasadı gerçekleştirmek için tarlaya koşartu. Gün bittiğinde hepsi yorgun ve inekler sütleri sağılmadığı için huzursuzdur. Hemen domuzlar bu işe de el atarak sütleri sağarlar. Sağılan sütlerin ne yapılması gerektiği tartışılırken Napolyon adlı domuz gereğini yapacağını söyleyerek hayvanları uzaklaştırdı.

Çiftlikte herkesin saygı duyduğu yaşlı eşek Benjamin’e etrafındaki hayvanlar gerçekleşen devrim hakkında sorular sorarlar ve fikrini almak isterler. Ancak Benjamin “Eşekler uzun yaşar siz hiç ölmüş bir eşek gördünüz mü?” diye cevap verir. Bu cevaptan hayvanlar hiçbir şey anlamazlar.

Hayvanların çoğu yedi emri ezberleyememiş, domuzlar dışındaki neredeyse tüm hayvanlar ise okuma yazmayı öğrenememişti. Ancak sütlerin ne olacağını merak eden hayvanlar arttıkça Squealer isimli domuz çıkıp sütlerin domuzlar için çok gerekli olduğunu diğer hayvanlar içinse zararlı olduğunu söyler, domuzların çiftlik için gece gündüz çalıştığını anlatı. Ayrıca domuzlar görevlerini yerine getiremezse Bay Jones’un geri geleceğini söyleyerek hayvanları korkuttu. Aslına bakılırsa domuzlar direkt olarak hiçbir iş yapmamakta sadece iş yapan diğer hayvanları yönetmektedirler.

Çevre çiftlik sakinleri Hayvan Çiftliği’nde olup biteni korkuyla izlemektedirler. Kendi hayvanlarının da çiftlikten kendilerini kovacağı kaygısını yaşıyorlardı. En sonunda Hayvan Çiftliği’ne saldırmaya karar verdiler.  Böyle bir saldırıyı bekleyen hayvanlar domuz Snowball öncülüğünde saldırıyı püskürttüler. Kahramanca savaşan ve hayvanlara cesaret veren yaralanmış Snowball’a madalya takıldı.

Domuzlar zekâları ile yönetim işini ele almışlardı. Hayvanlar arasında domuzlara bir tepki olduğunda ağzı en iyi laf yapan domuz olan Squelar bir şekilde domuzları haklı çıkarıyordu. Ancak haftalık yapılan tüm çiftlik hayvanlarının katıldığı kurulda iki domuz Napolyon ve Snowball hiç anlaşamıyordu. Birinin ak dediğine diğeri kara diyor hayvanlarda o an kim konuşuyorsa ona hak veriyorlardı. Bir kurul günü Snowball çiftliğe bir değirmen yapılması gerektiğini bu değirmenden elde edilecek elektrik ile kışın ahırların ısıtılacağı yazın ise aydınlatmada kullanılacağını söyledi. Napolyon hemen arkasından söz alıp bunun boşa bir uğraş olduğunu asla değirmen yapmayı beceremeyecekleri gibi bunla uğraşmanın da çiftlik işlerini aksatarak herkesi aç bırakacağını anlattı. En sonunda oylama yaptıklarında Napolyon’a göre daha cana yakın ve içten olan Snowball’un fikri destek gördü. Tam o sırada oylamayı kaybeden Napolyon bir ıslıkla dokuz tane genç köpeği Snowball’un üzerine saldırttı. Bu dokuz köpeği daha yavruyken Napolyon yanına almış ve kendi koruması olarak yetiştirmişti. Snowball çiftlikten kaçarak canını zor kurtardı. Kürsüye çıkan Napolyon kurulun bir daha tartışma için değil sadece emirleri iletmek için toplanacağını söyledi. İtiraz edecek olan hayvanlar köpeklerin kendilerine hırlamasıyla korkup sustular.

Koyunlar Napolyon ne derse desin “iki ayak kötü dört ayak iyi” diyerek destekliyor başka da bir şey bilmiyorlardır. Ancak kalabalık ve gürültücü oluşları herhangi bir muhalif ses çıktığında bu sloganı atarak bastırmalarına yarıyordu. Squelar düzenli olarak eskisine göre ne kadar iyi durumda olduklarını istatistik veriler ile hayvanlara anlatmaktaydı. Eskiden haftada bir elma yiyorlarsa artık bu sayı bir buçuk olmuştur. Hayvanlar ise eski hallerini tam olarak hatırlayamadıkları için anlatılanları doğru kabul ediyorlardı. Bir tek eşek Benjamin hiçbir şeyin değişmediğini söylüyordu.

Napolyon ve diğer domuzlar çiftlik evine yerleşip yataklarda yatmaya ve evde buldukları içkileri içmeye başladılar. Kararlarına karşı çıkan hayvanları ise köpeklere boğdurdular. Daha önce kavgalı olunan yan çiftlik sahipleri ile de alışverişe başladılar. Çiftlikte her geçen gün hayvanlar daha zor şartlar altında daha az yiyecek ile çalışırken domuzlar kilo alıp duruyorlardı. Yapılanların yedi emire aykırı olduğu söylendiğinde bir de baktılar ki yedi emir değişmiş. Örneğin bir hayvan köpekler tarafından öldürüldüğünde yedi emirde hiçbir hayvan başka bir hayvanı sebepsiz yere öldürmeyecek yazdığını gördüler. Hafızaları iyi olmayan ve her şeyi çabucak unutan hayvanlar kendilerinin yanlış hatırladıklarını düşündüler.

Kitapta en önemli karakter Boxer adlı attır. Bu at her zaman çok çalışır ve bir sorun çıktığında “daha fazla çalışmalıyım” der. Çiftlikteki tüm işlerin büyük bölümünü bu at üstlenir ve çok güçlü bir attır. Ancak muhakeme yeteneğinden yoksundur. Kafasına yatmayan bir olayla karşılaştığında Napolyon’un sözlerine bakar ve kendi aleyhine bir durum bile olsa “Napolyon yoldaş her zaman haklıdır” der. Bu çok çalışmanın sonucu bir gün yorgun düşüp yere yığıldığında ise Napolyon onu at kasabına satarak köpek yemi yapar.

Kitabın son sahnesinde çiftlik evinde insanlar ve domuzlar eğlenip yeni anlaşmalar yaparken hayvanlar onları dışarıdan seyreder ve bir süre sonra içeridekilerin yüzlerine baktıklarında kim domuz kim insan ayırt edemezler.

İnceleme

Eser temelde domuz Napolyon üzerinden bir Stalin eleştirisidir. Ayrıca hayvanların hafızasız oluşları ve her denilene inanmalarıyla toplumu da eleştirmektedir.

Kitaptaki Beylik Çiftlik Çarlık Rusya’sını temsil etmektedir. İngiltere ise dünyayı temsil eder. Çiftliğin başındaki Bay Jones ise son çar II. Nikolay’ı anlatır. II. Nikolay ülkesi sorunlarına yeterince ilgi göstermemiş lüks ve içki içinde hayatını sürdürmüştür. Rusya’da yaşanan bir kıtlık dönemi ise devrime yol açmıştır. Kitapta da gerçeğe paralel olarak devrim hayvanların yeminin verilmemesi sonrasında doğmuştur. Yani ideolojik sebeplerle değil kıtlıktan dolayıdır.

Hikayenin başında geçen ve ilk devrim fikrini hayvanlara aşıladıktan sonra ölen Koca Reis adlı domuz da tahmin edileceği üzere Karl Marks’ı temsil etmektedir. Snowball ise Kızıl Ordu’yu kuran Troçki’nin romandaki karşılığıdır. Snowball gibi Troçki’de devrimden sonra kaçmak zorunda kalmıştır.

Sürekli yalan haber ve istatistikler ile hayvanları kandırarak domuzları haklı gösteren Squaerlar ise medyanın gücünü temsil eder. Hayvanlar onun her dediğine bir şekilde inanırlar. Sovyet Rusya’nın günlük gazetesi Pravda’nın romandaki karşılığıdır.

Boxer isimli at ise asıl üretimi yapan emeğini ortaya koyan işçileri temsil eder. Çiftlikteki en güçlü hayvan Boxer’dır. İstese hem köpekleri hem domuzları ortadan kaldırabilir. Ancak kendi gücünün farkında değildir ve otoriteye itaat etmek gibi bir alışkanlığı vardır.

Siyasal ve Yönetsel Yapı

Kitabın başında insanların hayvanlar üzerinde mutlak iktidar sahibi olduğu bir yapı vardır. Hayvanlar bu yapıyı düşünmemektedir. Koca Reis’in rüyasını anlattığı gün hayvanlar sömürüldüklerinin farkına varırlar. Ancak kimi hayvan ölümden sonra cennete inandığı için bu dünyanın bir sınav olduğu görüşündedir. Bazıları insanları efendileri olarak görür, tüm ahır ve yemlerin insanlara ait olduğunu, insanların merhametlerinden dolayı kendilerine yem verip baktığını söylerler.
            Hayvanların devrimi gerçekleştirmesi ile Snowball’un kaçması arasındaki bölümde ise hayvanlar kendi kendilerini yönetmektedirler. Katılımcı bir yönetim anlayışı ile tüm hayvanların fikirlerini sunup ortak karar alınabileceği bir yapıya geçiliyor. Ancak hayvanların bilinçsiz ve hafızasız oluşu bu yapıyı diktatörleşmeye açık hale getiriyor. Sonunda insanlar zamanından  daha ağır şartlarda yaşamak zorunda kalıyorlar. Kitapta yönetim şekli ne olursa olsun kendi gücünün bilincinde olmayan bir halk her zaman sömürülür fikri işleniyor.

Kitabın ilk bölümü kapitalist sistemi ikinci bölümü sosyalist devrimi ve son bölümü ise sosyalist baskı devrini anlatmaktadır.

Toplumsal ve Ekonomik Yapı

Kitapta insanlar ve hayvanlar olmak üzere iki ayrı yapı vardır. İnsanlar çiftlik sahipleri ve çiftlikte çalışanlar olmak üzere iki sınıftan meydana gelen bir toplumsal yapıda yaşamaktadırlar. Ayrıca kırsal kesimde çiftlikte üretilen malların satışı üzerinden bir pazar ekonomisi olduğu söylenebilir.

İlk zamanda hayvanların hepsi insan boyunduruğunda çiftliklerde yaşamaktadırlar. Devrim sonrasında insan boyunduruğundan kurtulan hayvanlar eşitlikçi bir toplumsal yapıya geçmeye çalışmışlardır. Bu zamanlarda çiftlikte geçimlik üretim yapılarak pazara herhangi bir satış yapılmamaktadır. Kapalı bir ekonomik yapı izlenmekte artı üretim gene çiftlik hayvanları arasında eşit olarak dağıtılacağı bir sistemin kurulması hedeflenmiştir. Ancak daha ilk günden hayvanların ürettiği artı değer domuzlar tarafından ele geçirilmiş ve domuzların bu emek sömürücülüğü gün geçtikçe artarak en sonunda insanların ki ile aynı düzeye varmıştır. Ayrıca domuzlar bir süre sonra dışa kapalı ekonomik yapıdan vazgeçerek çevre çiftlikler ile alışverişe başlamış bu alışverişin kaynağı olarak da çiftlikte hayvanların ürettiği geçimlik tahıllar olmuştur. Tekrar meta üretimine dönen çiftlikte hayvanların yaşam standartları gittikçe düşmüştür.

Mekansal ve Ekolojik Yapı

Kitap İngiltere’de bir çiftlikte geçer. Çiftlik bir kasaba yakınlarında ve etrafında komşu çiftlikler ile beraber bulunmaktadır. Kırsal bir ortamdır. Kent sadece içki içilecek yerlerin bulunduğu bir yer olarak çok az geçmektedir.

Ekolojik yapı ise doğal bir ekoloji değil insan eliyle oluşturulmuş çiftlik ekolojisidir. Burada hayvan ve bitkiler insanlara gelir sağlamak amacı ile yetiştirilmekte ve meta olarak görülmektedirler. Çiftlikte çiftlik sahibinin kaldığı bir ev ve ahırların bulunduğu bir bölüm vardır. Çiftliğin etrafı ise çitlerle çevrilidir.

Kitap kırsal bir karşı ütopya olarak geçmektedir. Hayvanların çiftliği ele geçirerek ütopik bir düzen kurması ile başlayan kitap git gide distopyaya dönüşür. Kitap günümüzde halen güncelliğini korumaktadır. Birçok yönetim mevcut durumu değiştirecekleri vaadi ile iktidara gelip daha sonra git gide ilk eleştirdikleri şeye dönüşürler. İktidarlarını kaybetmemek içinse her türlü yolu denerler. Polis ve medya gücünü kullanmaktan çekinmez, yargıyı bertaraf ederler. Dün söylediklerinin tam tersini bugün söyleyebilirler. Madalya verdikleri ertesi gün vatan haini ilan etmekten çekinmezler. Halk ise hafızasız olduğu için tüm denilenlere inanır. Aykırı çıkan birkaç ses koyunların bağırtıları arasında susturulur devam ederlerse köpeklere yem olur. Muhalif seslere hiç tahammülleri yoktur. Git gide kendileri ve yakın çevreleri zenginleşir halk ise fakirleşir.

Yararlanılan Kaynaklar

Orwell, G. (2007). Hayvan Çiftliği (1. Baskı b.). (C. Üster, Çev.) Can Sanat Yayınları.

Wikipedia. (tarih yok). George Orwell. Haziran 14, 2018 tarihinde Wikipedia: https://tr.wikipedia.org/wiki/George_Orwell adresinden alındı


1 yorum:

  1. Merhabalar,

    Distopik romanlarıyla ünlenen İngiliz Yazar George Orwell'ın "Hayvan Çiftliği" romanından altını çizdiğim 20 muhteşem alıntıyı izniniz olursa sizinle de paylaşmayı çok isterim: http://www.ebrubektasoglu.com/yazi/george-orwellin-hayvan-ciftligi-romanindan-20-etkileyici-alinti/

    Güzel okumalar dilerim,
    edebiyatla ve sağlıcakla kalın.

    YanıtlaSil