8 Haziran 2018 Cuma

Türkiye’de Sosyal Politika: İlkeler, Sorunlar Ve Çözüm Önerileri


Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Forumu Aralık 2014 tarihli makalenin özetidir.


            Bu makalede sosyal politikanın tanım ve temel ilkelerini ortaya koymakla beraber Türkiye’de sosyal politika uygulamalarının durumlarını analiz etmiş ve eksik yönlerini göstermiştir. Türkiye’deki sosyal politika sorunlarına çözüm önerileri getirmiştir.

            Makalede sosyal politikanın temel ilkeleri, Türkiye’deki sosyal politika alanı, sosyal harcamalar ve vergi, istihdam ve yoksulluk, Türkiye’de istihdam alanında karşılaşılan sorunlar, yoksulluk ve sosyal yardım, sosyal bakım politikaları, sağlık sistemi, eğitim sistemi, LGBTİ, konut, çevre ve ulaşım konuları işlenmiştir.

            Makale sosyal yardımların eşit vatandaşlık ilkesi uyarınca yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. Sadece belli gruplara yönelik yapılan yardımın toplumun tüm kesimine yayılmadığı ve yardım alan kesimlere hoşnutsuzluk yarattığı görüşündedir. Yardımın sadaka veya aile içinde olması durumunun yarattığı sakıncalara değinmiştir. Sadaka ve hayırseverlik ilişkisini özünde eşitsiz bir ilişkidir. Aile içinde yapılan yardımlarda kadın ve gençlerin durumunu olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Sadece yoksulları hedef alan yardımların kalitesi yeterli düzeye ulaşmayacaktır. Bazen yardım yapılma şeklinin kendisi aşağılayıcı yöntemlerden oluşmaktadır. Sosyal güvenlik sistemi içinde yapılan yardımların prim ödemeyen kesimi kapsamaması ciddi bir sorun teşkil eder. Çalışmayan kesim prim ödemesi yapamadığından dezavantajlı duruma düşer.
            Tüketim vergisinin toplam vergi yükünün çoğunluğunu oluşturması başlı başına bir eşitsizlik sebebidir. Bu durumda dar gelirli kesim daha fazla vergi ödemektedir. Ayrıca toplumun büyük bir bölümü vergi sisteminin adaletsiz olduğu görüşündedir. Prim ödemelerine bağlı sosyal yardımlar da kayıt dışı çalışan kesimi dışlayarak adaletsiz bir yapı oluşturmaktadır.Ekonomik büyüme istihdamı aynı oranda artırmaması işsizlik sorununu yaratmaktadır. İstihdamda da iş gücüne katılım oranları özellikle kadınlarda oldukça düşüktür. Bir diğer sorun ise genç işsizliğidir. 15-25 yaş arası gençlerin dörtte biri ne eğitim görmekte ne de çalışmaktadır.
            Çalışma hayatında ise “insana yakışır iş” kavramı öne çıkmakta sorunun çözümü sadece istihdam yaratmak değil düzgün istihdam yaratmaktan geçmektedir. Çok az gelir getiren işlerde ve iş güvencesiz çalışma “insana yakışır iş” kavramı ile bağdaşmamaktadır. Ayrıca çalışma saatlerinin uzunluğu hem çalışanlar açısından olumsuz bir etki yaratmakta hem de kadın istihdamının önündeki en büyük engeldir.
            Yoksulluk sadece çalışmayan kesimde görülen bir olgu değildir. Çalışan ancak yeterli ücret alamayan çok büyük bir kesimde yoksul sınıfına girmektedir. Yoksullar toplumda çok büyük bir sayıya ulaşmıştır. Yoksullara yönelik ayni yardımlarda insanlık onuruna yakışmayan biçimde gerçekleştirilmektedir.
            Sosyal bakım politikaları engelli bakımı, yaşlı bakımı ve çocuk bakımı olmak üzere üç başlıkta incelenebilir. Engelli bakımında yapılan yardımlarda engelli bireye bakan kişinin ihtiyaçları göz ardı edilmektedir. Yaşlı bakımında ise toplumun değişen yapısı ile geniş aileden çekirdek aileye doğru bir dönüşüm söz konusudur. Bu durumda ailenin yaşlıya bakımı zorlaşmakta kurumsal bakım evleri ise yaşlı nüfusa oranı binde dört düzeyinde kalmaktadır. Çocuk bakımı ise bakım alanının en zayıf zinciridir. Çocuk bakımında neredeyse bütün yük annenin sırtına yüklenmiştir. Bu kadınların istihdama katılmasına da engel bir olgudur.
            Sağlık sisteminde ise son yıllarda özel sağlık kuruluşları yükseliştedir. Devletin sağlık hizmetlerini özel kuruluşlar aracılığı ile vermesi adaletsizlik yaratmaktadır. Devletin verdiği sağlık hizmetlerinden ise katkı payı alması hizmet alanların sırtına ek bir yük yüklemektedir. Üstelik SGK’nın elde ettiği bu gelir toplam bütçesi içinde hiç de önemli bir yer tutmamaktadır.  Sağlık sektörü giderek bir kamu hizmetinden kar amaçlı işletmelere dönmektedir. Eğitim sistemi gelişmiş ülkelerde sosyal politika konusu içinde değilken Türkiye’de fırsat eşitsizliği yüzünden sosyal politikanın konusu içindedir. Devamsızlık en önemli sorunlardan biridir. Ayrıca eğitim sisteminin pahalılaşması da eğitime ulaşmayı zorlaştırmaktadır.
            LGBTİ bireyler toplumdan dışlanmaktadır. Bu durum onların diğer dezavantajlı gruplar gibi ele alınmasını gerektirmektedir.
            Konutlar yetersiz ve kalitesizdir. İhtiyaçları karşılamaktan uzak toplum yapısına uymayan konutlar önemli bir sorundur. Çevre konusunda ise özellikle hava kirliliği yaşlı ve çocukları tehdit ederken kaliteli suya ulaşımın giderek zorlaşması toplumun tüm kesimlerini etkilemektedir. Ulaşım sadece karayollarının ve özel araçlar ile çözülmeye çalışılması sorunu gidermek bir yanan daha da kötüleştirmektedir.
           

            Sosyal politikalara yapılan yatırım bir gider olarak düşünülmemeli bunların toplam katkıları ile yeni iş ve istihdam sağlayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Vergi sisteminin ağırlığı gelir vergisine kaydırılarak vergi adaletsizliği giderilebilir. Ayrıca prim ödemesi yerine vergiler ile finanse edilen sosyal yardımlar toplum tüm kesimlerine ulaşacaktır. İstihdamda kadın ve gençlerin katılımı bölgesel eşitsizlikler göz önüne alınarak desteklenmelidir. İşsizlik ve yoksulluğun bu kadar yaygın bir durumda olduğu ortamda sosyal yardımlar sosyal politikanın kalıcı bir parçası olmalıdır. Yardımlar ayni yardım yerine nakdi yapılmalıdır. Bu yardımların yapılış şekli tarafsız, şeffaf ve düzenli olmalıdır.
            Engelli bakımında bakan kişinin ihtiyaçları dikkate alınmalıdır. Yaşlı bakımında ise aile içi bakım yerine aile dışı bakım modelleri geliştirilmelidir. Çocuk bakımı belediye kreşleri ile çözümlenebilir. Sağlık sisteminde meslek örgütlerinin desteği ve fikirleri alınarak yeni politikalar üretilmelidir. Bu bağlamda sadece doktorların değil tüm sağlık çalışanların desteği önemlidir. Eğitim parasız olmalı ve bedava öğle yemeği gibi uygulamalar eğitim sitemine olumlu katkı yapacaktır. LGBTİ bireyler anayasada tanınmalı, ruhsal ve cinsel sağlık hizmetlerine ulaşmaları kolaylaştırılmalıdır. Bu bireylerin ailelerine de danışmanlık verilerek sosyal kabul görünürlükleri artırılmalıdır. İsteyen çiftlerin ilişkilerine hukuki statü kazandırmalarının yolu açılmalıdır. Konut dönüşümlerinde etkilenen halkın istekleri göz önünde bulundurulmalı ve orada yaşayan halk yerlerinden edilmemelidir. Ulaşım konusunda ise ucuz ve kaliteli toplu taşımaya ağırlık verilmelidir. Kaliteli suya erişim en temel insan hakkı olarak güvenceye alınmalıdır. Yaşanılabilir ve yeşil bir çevreye kolay ve ücretsiz bir ulaşım sağlanmalıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme